Antu.com Cep Forumları
Sayın Ziyaretçimiz foruma bağlanmak için tıklayınız
İslam Çupi Fenerbahçe Medya Forumu
İslam Çupi Yazıları Arşivi
1 / 16
  fenerbros - 16.07.2009 09:15

Uzun süren bir arşiv çalışması sonucunda büyük ustanın yüzlerce yazısını toparladım. Ustanın bugüne kadar forumlarda tam metin olarak yayınlanmış yazısı üç dört tane idi. Bu yazılar da genelde kısa alıntılar şeklinde verilmekteydi.
Bu yüzden böyle bir arşiv oluşturmayı şart gördüm.

Şimdi o yaşıyormuşcasına medya forumunda hergün bir yazsını yayınlıyorum. Medya forumuna ekledikçe buraya da bağlantısı ile birlikte ekleyeceğim.

Okumamış olanlar okusun‚ unutanlar hatırlasın spor yazarlığı nasıl yapılır spor yazıları nasıl yazılır‚ kalite nedemektir herkes görsün istiyorum.
Fenerbahçelilik değerleri ile ilgili‚ hayat ile ilgili ve hatta adam olmak ile ilgili öyle güzel dersler varki bu yazılarda.

Pek çok rentaşımız İslam Çupi Forumuna bu yazılar ile ilgili bir konu açmam için ısrar etti. Sanırım adı İslam Çupi Forumu olan bir foruma
böyle bir konu açmamın sakıncası yoktur.

Sizlerden ricam aynı duyum listesinde olduğu gibi yorum yazmamanız.Yorumlarınızı lütfen yazının medya forumunda verdiğim bağlantısına yapınız.


Saygılarımla.


Fenerbros

Mesaj fenerbros tarafından düzenlenmiştir...

[alıntı yap]

  fenerbros - 16.07.2009 09:17




Dersimiz FENERBAHÇE´lilik...

Bu kalın sopalar‚ hınçtan sıkılmış yumruklar‚ bu ihtimal muştalar‚ ihtimalin biraz da tüy kaldırıcısı olan bıçaklar‚ plato olarak seçilen Dereağzı idman sahası ve tedavi (!) için hedeflenen Fenerbahçe futbolcularının vücutlarındaki çeşitli bölgeler...

Fotoğraflarınıza baktım‚ uzun uzun... Üstten baktım‚ yandan baktım‚ alttan baktım. Yaş 15‚ 16‚ 17‚ bilemedin 18...
Gazeteler kimlik teşhisi de yapmışlar. Resimaltı olarak özetlemişler‚ bu hiç de medeni bir hal arzetmeyen eyleminizi...

Fenerbahçeli taraftarlar Fenerbahçe idmanını basıp‚ futbolcuları dövdüler diye yazmışlar.
Fotoğraflar anlatıyor ki‚ nüfus kağıdı yaşınız yanında Fenerbahçeli olma yaşınız 5‚ 6‚ 7 bilemedin 8...

Kim yaptı sizi Fenerbahçeli? Sizi Fenerbahçeye tutkun kılan abileriniz‚ babalarınız‚ anneleriniz‚ akrabalarınız veya mahalleli büyükleriniz‚ Türkiyede 80 yıldan fazla bir zamandır artık yıkılması mümkün olmayan bir kurum haline gelen Fenerbahçeliliğin prensiplerinden‚ erdemlerinden hiç söz etmedi mi?

Çocuklar...
Fenerbahçelilik büyük bir sevgidir‚ saygıdır. Fenerbahçelilik o kadar büyük bir sevgidir ki‚ her gün artan duygu birikimleri ile anıtlaşıp bugünlerin yıkılmazlık deyiminin yüceltmelerine oturmuştur.
Fenerbahçelilik öyle büyük bir saygıdır ki‚ ona tutulanlar‚ onu bir hayat biçimi olarak kabul edenler‚ Fenerbahçeliliğin rencide olmasına‚ onun hırpalanmasına‚ hor görülmesine‚ en ufak boyun bükmesine asla tahammül etmezler.

Çocuklar...
Fenerbahçe‚ futbol tarihinde sizin çok yakışıksız ve de haksız şekilde protesto ettiğiniz durumlara dönem dönem düşmekten kendini kurtaramadı. Büyük depremler‚ endişe verici bunalımlar‚ aydınlığı gelmeyecek sanılan büyük karanlıklar yaşadı Fenerbahçe...
İşte Fenerbahçe böyle durumlara düştüğünde‚ en büyük kahrı‚ en onarılmaz acıları çeken Fenerbahçeli taraftar oldu.
Ne yaptı Fenerbahçeli taraftar o günlerde? Fenerbahçeyi her uyandığı sabahlarda daha çok sevdi. Fenerbahçeli futbolcuya daha çok inandı‚ onun bunalımından çıkması için her türlü desteği verdi‚ kendi gözyaşlarını sakladı. Fenerbahçeli futbolcuya kendi kahkahasını sundu.
Fenerbahçenin en göz kamaştırıcı şampiyonluklarında‚ Fenerbahçenin Türkiyeyi ayağa kaldıran zaferlerinde futbolcuların olduğu kadar‚ Fenerbahçeliliği en büyük inanç‚ en yüce değer‚ en kesintisiz sevgi olarak kabul etmiş‚ o ayrıcalıklı taraftarın rolü inkarsız bir düzeydedir.
O sıkılı yumruklarınızı gevşetiniz çocuklar‚ kin tekrar Fenerbahçeli ele dönsün.
O kalın sopaları bir daha kullanmamak üzere kış sobalarının ateşine veriniz. O elinizde olduğu söylenen muştaları‚ o bileklerinizden aşağıda sarktığı iddia edilen sivri bıçakları‚ bir çocukluk kabahati‚ bir toyluk dengesizliği olarak kabul edip‚ bir daha kullanmamak üzere hayatınızın aksesuar gardırobundan çıkarınız.
Dereağzına koşunuz. Herkesi kucaklayınız‚ öpünüz‚ özür dileyiniz. Ebedi bir barış için onlara söz veriniz‚ yemin ediniz.
Hem size şimdiye kadar eksik öğretilmiş‚ yanlış öğretilmiş Fenerbahçeliliği doğru olanla değiştirme imkanını bulacaksınız çocuklar...

İslam ÇUPİ (01 Kasım 1996-Milliyet)


[alıntı yap]

  fenerbros - 16.07.2009 09:18


İslam Çupi: İki G.Saraylı kardeşin dramı 05-09-2000

Futbol Federasyonu üç yıl önce ihale ile Teleon´a verdiği Türkiye liglerinin naklen yayın hakkını aradan bu kadar süre geçmesine rağmen‚ şamatasız bir rotaya oturtamadı. Gün geçmiyor ki‚ bir taksit gecikmesi olmasın‚ veya mukavele gereği olarak öteki kanallara vermesi gereken görüntü özetlerinde mahkemeye düşecek şekilde ihtilaflar belirmesin.
Üç yıl önce futbol federasyonunun açtığı ihalede birinci lig yayın haklarını Teleon‚ o zaman rekor denecek bir fiyatla kazanmış herkesin kıskançlığını çekmekle kalmamış‚ bu işin altından nasıl doğrulacağını dosta düşmana merak ettirmiştir. Aradan iki ay geçmeden umulan dekoder sayısının çok altında kalan Teleon‚ ihale gereği yerine getirmesi gereken yasal yollardan ayrılarak öncelikle diğer kanallara vereceğini taahhüt ettiği özet görüntüleri durdurmuştur. RTÜK´e yapılan şikayetler‚ futbol federasyonuna intikal ettirilen sözlü ve yazılı yakınmalar‚ diğer mahkemelerin bu konuda verdiği olumlu kararlara rağmen‚ Teleon inadını ve kanunsuzluğunu sürdürmüştür. Teleon ile diğer TV kanalları arasında yayından başlayan ve etrafı iyice geren anlaşmazlık‚ ihale ile beliren taksitlerin ödenmemesi ile kulüplerin bütçelerine kadar sıçramış ve yayın ihalesinin tekrar yapılması noktasına getirmiştir işi...
İki Galatasaraylı evlat Cem ve Hakan Uzan üç yıl önce bu ihaleye girerken Fenerbahçeli babaları Kemal Uzan´a bu futbol ticaretinin her şeyini sormuşlar‚ konuyu her bakımdan didiklemişler‚ ölçüp biçmişler‚ ama serginin para edecek malını bulamamışlardır. Bu mal Fenerbahçe idi.
Galatasaray UEFA kupasını‚ Galatasaray arkasından süper kupayı kazanabilir. Sarı - Kırmızılı ekip Türkiye ligini üst üste dört kez müzesine götürerek güç bir yerli rekor kırabilir. Beşiktaş ve Trabzonspor bir takım yararlı futbol değişiklikleri yapabilir. Öteki lig takımları ne yaşar‚ ne yaşamaz. Asansördür Türkiye´de‚ biri iner biri çıkar.
Türkiye´de‚ Fenerbahçe Cumhuriyeti sağlıklı başarılı ve ilkse bu ülkede her şey mutlu ve huzurludur. Esnafın yüzü güler‚ parakendeci ve toptancıların tezgahında mal kalmaz. Tiyatrolar‚ sinemalar‚ sazlar‚ barlar meyhaneler fuldur. Stadlar Türkiye´nin her vilayetinde lebaleptir. Fenerbahçe gittiği her kente kendi ile birlikte büyük bereketini götürür‚ i...ler diye uğurlanmasına rağmen.
Fenerbahçe Cumhuriyeti ortalıkta yoksa‚ Türkiye yoktur‚ futbol yoktur‚ bolluk yoktur‚ insanlar yoktur‚ canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre sonra yaşayan yer olmaktan çıkıp‚ mezarlık olur. Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü‚ ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte‚ adı konamaz. Futbol federasyonu Teleon´un hiçbir vecibeyi yerine getirmeyişini kulüpler birliğine danışacağına yürürlükteki mukaveleyi geçersiz saymalı ve yeni bir ihale tarihi ve yeri ilan etmelidir. Çünkü Fenerbahçe Cumhuriyeti‚ Galatasaraylı Cem ve Hakan Uzan´ın üstüne lanetlerin en sunturlusunu atmıştır.


[alıntı yap]

  fenerbros - 16.07.2009 09:19


Tribündeki edebiyatçı

Geçen salı ölen ve cuma günü Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verilen usta yazar‚ şair‚ hikayeci‚ romancı ve tiyatro yazımının dev ismi Necati Cumalıyı eserlerindeki satır tanışmışlığımızın dışında Milliyetin bir türlü yerine koyamadığı spor sorumlu müdürü Namık Sevikin Cağaloğlu binasındaki odasında cismen tanıdım. Ebedi eser verecek yazın ve dinamiğin dışına düşen Necati Cumalı‚ "tribündeki edebiyatçı" başlığı ile Milliyet spor sayfasına yazılar yazıyordu. Sevik ağabeyin haftada iki - üç muhakkak tekrarlanan öğlen köfte partilerinin yüzlerce şöhretli müdavimlerinden birisi idi.
Türkçeyi bir sihirbaz gibi kullanan şiir‚ öykü roman ve tiyatro eserleriyle Türk hatta dünya edebiyatındaki yerini alan Necati Cumalı‚ ince ve heceleri biribirine rahat geçiren bir sese ve Balkanlardan kopup gelen beyefendiliğe sahipti. Bazen bana sitem eder ve bu kadar usta yazarlığımı niye hikaye ve romana atmadığımı yana yakıla söylerdi. Bense yaptığım mesleğin ve yazı yazdığım sahanın kudretlerinden söz eder ve yapılmayacağını bile bile "Daha ilerki yıllar belki olur" derdim.
Namık Sevik ağabey meslekte böylesine bir devdi işte...
Her alanda şöhret olmuş kişilere Milliyet spor sayfasında yer açar ve arada sırada onlara yazı yazdırırdı. Doktorlar‚ sayılı avukatlar‚ gazinolardaki şovmenler‚ tiyatrocular‚ kulüp başkanları‚ jokey kulüp ekabirleri‚ üniversite profesörleri‚ teşkilatın ileri gelenleri ile bakanlara fırsat buldukça yazılar yazdırırdı. Milliyet gazetesindeki astları‚ kendisini çok seven ve sayan diğer gazetelerdeki dostları ve rakipleri Namık Sevikin spor sayfasını herkesin yazı yazdığı bir eser - i cedit haline getirişini anlamsız bulur hatta çokca kızarlardı.
1982 yılında Tercümandan Milliyete geldiğimde "Türkiyedeki 50 fıkra yazarı ve 50 soru" diye düzenlediğimiz bir dizi röportaj herşeyi ayna gibi ışıldattı. Metin Tokerden Nadir Nadiye‚ Çetin Altandan Necip Fazıla kadar değişik kamptaki bu konuşmalara Türkiyede öyle yer ve kişilerden övgü ve yergi geldi ki‚ o zaman Namık Sevikin spor sayfasını nasıl kullandığını geç de olsa anladım.
Yıllarca benim ve meslekte benim gibi eski olanların yığınla tenkidine hedef olan Namık Sevik anlayışı‚ spor sayfasını Hyde Parka çevirirken çok adama açtığı spor sayfasını çok adamın ve çevresinin okumasını temin ediyormuş. Namık Sevik herkese yazı sloganı ile Türkiyede herkese okuma eğitimi yaptırıyormuş... Namık Sevik Babı Alide o zaman tek sayfa değil bir gazete çıkarıyormuş meğer. Kimsenin haberi olmadan...
Necati Cumalı ile geçen hafta temelli vedalaşırken esas hayranlığım bir kere daha Namık ağabeye gitti...


İslam Çupi´nin son yazısı: Tribündeki edebiyatçı

http://forum.antu.com/Konuoku.aspx?gID=4&fID=33&kID=15955

İslam ÇUPİ: Dersimiz FENERBAHÇE´lilik...

http://forum.antu.com/Konuoku.aspx?gID=4&fID=33&kID=15946

İslam Çupi: İki G.Saraylı kardeşin dramı 05-09-2000 (Efsane yazı)

http://forum.antu.com/Konuoku.aspx?gID=4&fID=33&kID=15950


Mesaj fenerbros tarafından düzenlenmiştir...

[alıntı yap]

  fenerbros - 16.07.2009 09:22



Dünkü futbol bugünkü futbol

İslam Çupi

Ben yaşıyan nüfusu 15 milyon olan‚ nereye baksanız bir bina denizi ile karşılaşılan‚ bir yerden bir yere gitmek için çeşitli vasıtalarda en az üç saat tüketilen bu İstanbulda ne doğmak isterdim‚ ne çocukluk ne futbol aşkına tutulmak isterdim. Benim ilk çocukluğumu ve ilk gençliğimi geçirdiğim 1940 yılının İstanbulu‚ usta bir peyzaj ressamının elinden çıkmış bir resimdeki doğa harikasına benzerdi.
Nüfusu altı yüz bindi. Bir yerden bir yere gitmek için tramvay kullanılırdı. Stadlara camii gibi huşu içinde girilir‚ huşu içinde çıkılırdı. Herkes tuttuğu takımı edeplice alkışlar‚ rakibi de futbol takımı ve insan olarak görürdü. Ne döner bıçaklarıyla sokaklar kesilir‚ ne muşta ve darbelerle kurtarılmış mahalleler ihdas edilir‚ ne de rakip takımların ana - baba ve ailelerinin içine sokulduğu bir küfür sarrakası şehrin göğünü kaplardı.
Çocuk yığınlar‚ delikanlılar ve orta yaşlılılar en temiz elbiselerini giyerek tramvaya adabını yanına alarak biner‚ maç Kadıköyde ise vapur kullanılır‚ polissiz arama taramasız stada girilir ve İstanbul terbiyesinin hakim olduğu bir sessizlikte maç seyredilir‚ oyuncular alkışlanır‚ oyun bittiğinde bir İstanbullu olarak o futbol mabedinden çıkılır ve semtlere geri gidilirdi. Ne küfür bulutları İstanbulun üstünü kaplar‚ ne polis teşkilatı görev yapmaktan bezer‚ ne stat önleri ve civarında yaralanmalar ve kan görülürdü.
Her şey o zamanlar İstanbulda yoğun bir futbol sevdasıydı ve bu aşk beraberliği bugün olduğu gibi büyük "hır - güröler ve semt kavgalarıyla kesilmezdi. Futbolcular‚ bugünün profesyonelleri gibi‚ bir bisküvi çıtkırıldımı gibi her pozisyonda çimene yatmaz‚ sakatlık numaraları‚ operetleri kıskandıracak sekanslarda olmazdı. O dönemde sahanın dışında sedye ve cankurtaran olmaz‚ futbolcu bugünkü gibi MR kapılarında seans şımarığı olarak dolaşmazdı.
2000 yılı biterken İstanbul‚ İngiliz Leeds takımının iki taraftarını Taksimde futbol taşkınlığı yaptı diye delik deşik ederken‚ 1950 yılının İstanbulunda futbol taraftarı insanlar‚ İsveçin AİK ekibinin 10 numaralı Carlssonu ile İngilizlerin Sunderland takımından Schackletonun futbollarından olağanüstü zevk aldıkları için oyun sonlarında omuzlarda bütün stadı dolaştırırlardı. Ben son 20 yılda Rıdvan Dilmen ve Tanju Çolak dışında futbol seyircisine eski devir adam lezzetlerini veren başka oyuncular tanımadım.
Ben 1932 yerine 2000 yılında İstanbulda doğsaydım‚ ne top oyununa sevdalanır onu ne oynar ne seyreder ne de sonuçta yazardım. İlk nefretim olurdu futbol...



http://forum.antu.com/Konuoku.aspx?gID=4&fID=33&kID=15969

[alıntı yap]

  fenerbros - 16.07.2009 09:24


Milliyet ve spor sayfası

İSLAM ÇUPİ

Milliyet spor sayfası 45 yıldır durduğu arka vitrinden alınarak ceridenin içlerine kondu. Ölümsüz Namık Sevikin liderliğinde başlayan sporda vitrin sayfa geleneği Bab -ı Alide şimdilik nihayete erdi. Milliyet Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Y.Yılmaz yaptığı açıklamada‚ "bu değişiklik geçici olabilir" demesine rağmen‚ gazetelerin üçüncü bin yılın başlangıcında yeni arayışlara ve değişikliklere girmesini son derece doğal saymak gerekir.
İtiraf etmek lazım ki‚ ne 50 yıl önceki dünya kaldı‚ ne 50 yıl önceki İstanbul var‚ ne de Abdi İpekçi gazeteciliği ve Namık Sevik spor sorumlu müdürlüğü var. 50 yıl önceki sporcular ve idarecilerin mevcudiyeti‚ o dönemdeki sporcu ve futbolcu ciddiyeti‚ olayların kıpır kıpırlığı‚ sunuş ustalığı‚ okurun spor sayfası ile kenetlenişi bir başka tiryakilik ve bir başka güzellikti. O zaman yılın sporcusu anketine yüzbinlerce oy gelir‚ onlar günlerce sayılırdı. Şimdi ise her şey internete hapsedilmiş ve saklanmış. Eskiden futbol yazarı gündüz oynanan maçı seyreder gazetesine gelir‚ önüne bir kahve koyar‚ uzun uzun düşünür ve oya gibi işlenen bir maç yazısı veya keyifli kritikler yazardı. Şimdi geceleri telefon başında kopuk kopuk seyrettiği maçı aceleye gelmiş hiçbir kelime terazisine sokulmayan kritiğini kaleme alıyor‚ o lezzetli ciddi bir öyküye benzeyen maç yazıları sizlere ömür hiç yazılmıyor. Spor sayfalarındaki kalitesizlik‚ fikir erozyonu‚ yazılardaki yozluk gözle görünür düzeye geldi.
50 yıl önce bir idareci bir sporcu yapılacak bir konuşma için sıranın kendisine gelmesi için aylarca bekler‚ bir gazetecinin kendisiyle röportaj yapması için soyunma odalarında bildiği duaların hepsini ederken‚ günümüz yönetici ve sporcusu herşeyi profesyonelleşmiş bir tavırla gazetecinin önüne lütfen çıkıyor ve benim röportaj fiyatım üç bin dolar diyebiliyor. Herşey 50 yıl önce meydandayken günümüz teknik direktörleri idman sahasını basına kapatıyor ve futbolculara‚ gazetecilerle konuşma yasağı koyuyor. 50 yıl önce bir genel yayın müdürü 10 bin lira maaş alırken‚ bir spor yazarı da 1200 lira aylık alıyor‚ ikisinin maaş farkı bugünkü kıyamet noktasını göstermiyordu.
Günümüz gazeteciliğinde değişim bu kadar süratli oldukça‚ gazete ve adam kalitesine dikkat edilmedikçe tepedeki insanların sayfa değişikliği ve sayfa transferini çabuklaştırmaları doğal sayılacak ama Milliyet gazetesi yazı bohçası olma niteliğinden kurtulamıyacaktır. Sporun getirdiği insan profesyonelliği öbür sahalardaki inanılmaz değişimler her gün öyle bir üst sınıra gelecek öyle yaygınlaşacaktır ki‚ önümüzdeki 50 yılda gazetelerin hepsinin konu ve başlıkları başka bir görüntü içine sokulacak‚ cerideler tedavülden kalkacaktır.




http://forum.antu.com/Konuoku.aspx?gID=4&fID=33&kID=15971


[alıntı yap]

  fenerbros - 16.07.2009 09:25


Bu bir Fenerbahce destanidir.

Bu 4-3luk kupa destanini goren yasi yirmilik Fenerbahce taraftari‚ bir 30 yil‚ Galatasaray-Fenerbahce rekabeti soz konusu oldugunda hep bu maci anlatacaktir‚ boburlenerek Fenerliligini hopurdeterek.
Ve Fenerbahceli su destan maca soyle bir kabadayilik asacaktir. Biz onlara ilk yarida 3 gol avans verip‚ Galatasarayi kupada pacavra ettik.

Ne muthis ne uyunamaz bir kabus ilk devresi idi; Fenerbahce icin.

Baldirina cok iri bir bandaj gecirmis bir Oguz mac baslamadan once cimene pek nazli koydugu sol ayagi ile Fenerbahce icin sakatliktan sonra gelen bir mutluluk muydu‚ yoksa hic cozulmeyecek bir bilmece miydi?

Fenerbahcenin mevsim basindan beri bir turlu klas ve emek disiplinine sokamadigi geri dortlu‚ Prekazi gibi umulmadik uzak goller vuran‚ Ugur gibi cok ters gol kontrataklari cikartan‚ Tanju gibi onsekiz disi ve ici hareketlerde esrarengiz file senaryolari yazan rakipler karsisinda‚ ne kadar basarili bir defans grafigi cizeceklerdi?

Mac basladiktan sonra goruldu ki‚ Oguzun sol ayagi Tanridan kendisine verilmis bir sol ayak degil‚ sonradan takilmis bir tahta bacakti‚ sanki. En basit top kontrolunu yapamiyor‚ o sihirli ve rahat driplinglerine kisilik koyamiyor‚ oyunun Galatasaray orta sahasina dogru kacisini caresiz gozlerle seyrediyordu.

Oguz kaybolmustu‚ arkasindan Fenerbahce kaybedecekti belki de.

Cunku alabora olan Fenerbahce orta saha gemisinden sonra bu alanin gerisinde titrek bir filika gibi oynayan geri dortlu‚ giderek kabaran ve hasinlesen Galatasaray denizinin ustunde fazla canli olarak kalamayacakti.
Mac iri bir orkinos agi gibi oruluyordu‚ Fenerbahcenin ustune. Cok iyi oynamaya basladigi zamanlar‚ eksantrik goruntulerle Galatasaray defansinin onleyemedigi gol pozisyonlari buldugu zamanlar‚ Dedanin donmus dudugune teknik tavirlar koydugu zamanlar.

Ne oldu biliyor musunuz?

Fenerbahce‚ Galatasaraydan 3 gol yedi.

Biri acemi savunma hareketli Erginin penaltisindan‚ ikincisi rakibe sunulmus ters bir kafa vurusundan‚ ucuncusu yan hakeme gore nizami TV yayinina gore ofsayt kritik bir hareketten.

Fenerbahce ile alay ediyordu; Galatasaray kale direkleri. 3-0 yenik bir Fenerbahcenin Hasanin ayagindan cikan volesi bile Galatasarayin yan odunlarindan birisine vuruyordu.

Ne vardi 3-0dan sonra Galatasaray galerisinde? Tribunlerin hepsinde‚ vatandas tribununde basin ve seref tribunlerinde ciklet yerine Fenerbahceyi cigneyen alayli sapursupurlar ve rakibini kucumseyen dudak valsleri.
Avrupa kupasinda final hayali gorurken‚ kendi hayatini olduren‚ Turkiye Liginde ise bu yil hic dogmamis Mustafa Denizlinin ortalara cikip piste dikilip‚ kupanin hic olmazsa yerlisinde yeni bir final hayati aramasi ve bu hayati yakaladigina inanmasi‚ o kadar dogaldi ki.
Fakat o Galata kulesi dibi eski Yahudi kilikli eskiciye benzeyen‚ her mactan once guya Galatasarayi isitan hamamci gorevini ustlenen o Alman kondisyoner pandomimcisi devre biterken ‚ hangi top ilim ve irfanina siginarak eli ile Fenerbahce tribunlerine Bes... Bes... isareti yapiyordu.

O eli Fenerbahce lavabona sokar sonra.

Bitmemis bir macin‚ en tehlikeli yani guvenin dozudur.

Mustafa Denizli ve takimi macin ikinci yarisina maci kazanmis ekip guveni icinde cikarken‚ kendi timinin bunyesine 5 yer degisikligi ile baska bir nefs ve hirs sokan Veselinovicin Fener ihtarini‚ ne Galatasaray‚ ne de Mustafa Denizli ciddiye aldi.

Herhalde kazandigini dusunen bir takim‚ kaybetmeyi dusunmeyen bir ekiple yarisirken‚ ne onun kadar inancli‚ ne onun kadar yirtici‚ ne onun kadar hirsli‚ ne onun kadar onurlu olabilir.

Bir fizik gol atan Aykut kaybetmeyi dusunmuyordu. Ikinci devre boyunca Galatasaray yari sahasinda seytanin bolerosundan figurler yapan Ridvan kaybetmeyi dusunmuyordu. Galatasaray yari sahasinin sol tarafina hangi sari-kirmizi futbolcu gelmisse onlari ayaklarindan puskurttugu eterle bayiltan Hakan kaybetmeyi dusunmuyordu.

Hele hele 90 dakikanin her dakikasinda‚ sahanin her yerinde Galatasaray takimi ile tek adammis gibisine mucadele eden‚ 3 muhtesem gol atan ve simdilerde Turkiyenin en iyi santrforu fetvasini cikartan Hasan‚ kaybetmeyi hic mi hic dusunmuyordu.

Bu mac basit bir mac degil‚ Fenerbahce icin bir tarih macidir.
Belki Fenerli bir sair‚ ileride bu macin ustune soyle bir misra dusecektir:



FENERBAHCE YENILMEZ... BU FORMA ILE FAZLA DALGA GECILMEZ!
İSLAM ÇUPİ




http://forum.antu.com/Konuoku.aspx?gID=4&fID=33&kID=15977

[alıntı yap]

  fenerbros - 16.07.2009 09:27



Fenerbahçelilik bırakılmaz

İslam ÇUPİ


SEMT ve çocukluk kardeşim Erdoğan Şenay‚ benim Fenerbahçe maçlarına gitmeyişime çok hoş bir bahane bulmuş.
Üstad-ı Azam olan bendeniz‚ Fenerbahçe´nin ligde "kör - topal" gideceğini ilk keşfeden futbol trafikçisi olduğumdan Kadıköy´deki stad adresini unutmuşum.
Erdoğan´ın bana olan sevgisi sınırsız bir aşk olduğu için‚ konuyu iki seksen bir iyimserliğe yatırıyor.
Hastayım ben...
Erdoğan okura beni ne kadar şirin göstermeye çalışırsa çalışsın‚ İslam sigaradan iki yıl önce uğradığı "bir beyin alaborasından" kendini kurtarabilmiş değil...
* * *
Sokakta yürüyen şimdiki İslam‚ kendisini yakından izleyenlere göre‚ 5 yıl öncesinden çok sağlıklı görünüyor.
Kilo almış‚ yüzü düzelmiş‚ gece hayatından kopuşundan ötürü fiziği dirilmiş.
Sigarayı bıraktım‚ içkiyi gramla içiyorum‚ arada sırada.
Bir gazeteci için içki neyse ama‚ sigarayı bırakmak ölüm. Onsuz hayatı üç - beş sene önce düşünemezken‚ aniden başıma geldi. Bıraktım.
Çünkü bırakmasa idim‚ genel felç... Yatakta buz kalıbı gibi yatacaktım.
* * *
Sigarayı bırakmak bende deprem yarattı.
Hala kendimi toparlamış değilim. Çevrem hangi olumlu beyanı öne sürerse sürsün‚ düşünce ve yazı zenginliğinde bir yavaşlama‚ bir azalma oldu.
Fiziğimin mostrası ne denli parlak olursa olsun‚ ayaklarımdaki halsizlik‚ yürüme noksanı ve giyinme konusundaki eski cevvaliyetim‚ arkamda dayanacak duvar aramaya başladı.
Gece ve karanlık çocukken beni saklambaç saatleri gibi cezbetmiyor. Artık o saatler yürüme ve adım atma gibi uğraşlarda benimle birlikte değil...
* * *
55 yıldır Fenerbahçe seyrediyorum.
Bu tiryakilikten sonra takımın ligde geçirdiği futbol sarsıntısı benim göz keyfime başka bir sevgili oturtmaz.
Erdoğan‚ "BİMAŞ - CINE 5" arasında nakil rekabeti "kan davasına" dönmeden önce‚ arabasını getirip stadın parkına koyuyor‚ maç bitiminde hep birlikte eve dönüyorduk‚ otomobille...
İki kanal arasındaki yayın çekişmesi‚ Fenerbahçe´nin iç maçları "Ne Bimaş ne Cıne 5 " ekranına yansımayınca‚ Sarı - Lacivertli ekibin Kadıköy oyunları hınca hınç bir görünüm aldı.
Kalabalık artınca Erdoğan delikanlılık günlerimizin yaptığını yaptı. Arabayı Karaköy´de bırakarak vapurla geçti Kadıköy´e...
O kadar uzak yürüyüşleri bünyem kaldırmadığı için Kadıköy´ü ve Fenerbahçe´yi bıraktım mecburen...
Eski sağlığımı yakalayacağım mı‚ yoksa mesleği bırakacağım mı ?...
Tıp bu konuda açık konuşmuyor.



http://forum.antu.com/Konuoku.aspx?gID=4&fID=33&kID=15984

[alıntı yap]

  fenerbros - 16.07.2009 09:28


Mehmetçik erken değil mi?

İslam ÇUPİ

BASRİ Dirimlili öldü...
Basri Dirimlili ölürken‚ Fenerbahçe´de ve milli takımda büyük bir futbol uslubu‚ bir güzel çağ ve yenisi gelmesi mümkün olmayan bir kişilik ve adamlık dönemi kapandı.
Türkiye´yi şimdi Basri´yi seyredenler ve seyretmiyenler diye ikiye ayırmak gerek.
Ben talihliyim çünkü Basri´yi seyredenlerdenim.
Şimdiki futbolcunun iyisini şöyle yazıyorlar...
Mevkii olmayan adam‚ top ve kendisi sahanın neresinde ise‚ oranın gerektiği icaplarla futbol oynayan insan...
Basri Dirimlili bundan 40 yıl önce herkesin adından önce mevkii ile anıldığı dönemlerde bu günkü tarzı uygular ve şimdi "modern oyuncu tipini" yarım yüzyıl öncesinden sahalara getirmiş isimdi.
***
Çok ipinci çok süratli ve yağsız vucuduna çok muhteşem bir teknikle birlikte‚ büyük bir yürek eklemiş ve sahalardaki korkusuzluğu bu yüzden "mehmetçik" sıfatı ile taçlandırılmıştı.
Futbolcu olarak Fenerbahçe ve milli takımda ne kadar inanılmaz büyüklükte maçları varsa‚ sosyal yaşamda o kadar sade ve basit yaşamlı bir vatandaştı.
Futbolu bıraktıktan sonra büyük ismi daha fazla para getirecekken‚ O Fenerbahçesinin içinde kalmaya her ikbale tercih etmiş ve tesisler müdürü olarak Fenerbahçe ve yaşamdaki ömrüne nokta koymuştur.
Son yılları kendisinden sonra emekli olmuş iki Fenerbahçe futbolcusu Ercan Ziya ve Sarı - Lacivertli kulübün insan katalogu denince "hırsız" diye gündeme gelen Semai Şatıroğlu ile küçük bir aile ve küçük bir dünya kurarak‚ kendi cephesine çekilmiştir.
***
Basri Dirimlili zamanından kalma Türkiye´de en eski yaşayan masörlerden Beşiktaşlı Zeki Er‚ futbolcunun bir milli maç bittikten sonra sahadan çıkmayıp çimeni dikkatle incelediğini görünce Dirimlili´ye sormuş. Ne arıyorsun diye...
Meğer Basri´nin büyük mücadelede oyunun bir dakikasında diş protezi fırlamış ağızından onu arıyormuş.
Beni çok severdi ama‚ buruk ayrıldı galiba benden...
Bir kitap vardı idealinde... Bunu benim yapmamı istiyordu.
Çok gitti‚ geldi bana...
Ziya ve Ercan da vardı devrede...
Ben "vaktim yok" diye‚ bazen doğru bazen yalan hava raporu ile atlattım hep onu.
Tam karar verdik ortaya çıkarmaya kitabı...
Geçen yıl benim beynim karıştı‚ arkasından kısmı felç... Uzun süre İnternational´de yattım ve çıktım.
Her karşılaşmada sağlığımı sorarken‚ ben onu "nerde kitabım" diye alıyordum.
Bu erken vefatı acaba bu kitaptan ve benden mi diye düşünüyorum.
Üçlü beni teselli ediyor; Ziya‚ Ercan ve Semai...
"Tanrı öyle istedi‚ sen değil..."



http://forum.antu.com/Konuoku.aspx?gID=4&fID=33&kID=15988

[alıntı yap]

  fenerbros - 16.07.2009 09:30



F.Bahçe´nin kurtuluş savaşı

İslam ÇUPİ


Sekiz tane ekonomi okumuş‚ işletme ve adam idaresi konusunda uzman olmuş‚ masterini Avrupa´da yapmış‚ futbolu küçükten beri seyretmiş‚ Sarı - Lacivertli renklere çıldırasıya aşık 30 - 40 yaş arası adamın bir araya gelmesi ve Kadıköy´de iktidarı ele geçirmesi tek kurtuluş savaşıdır Fenerbahçe´nin 2000´li yıllarında...
Şimdiye kadar Kadıköy´deki gruplarla selamlaşmamış‚ Fener burnundaki lokalde Fenerbahçe´ye kurtuluş reçetesi yazmaya sevdalanmamış‚ üye olmuş fakat üyelik kulislerini hiç ziyaret etmemiş sekiz tane gerçek Sarı - Lacivertli renkdaş‚ Fenerbahçe 2000´in temellerini ölümsüzleştirir ve kimsenin yıkamıyacağı bir sağlamlığa ulaştırır.
Kuruluşundan bu güne kadar Fenerbahçe´de başkanlık yapan kimler varsa onlar kulüp müzesinde icraat ve resimleri ile birer hatıra olarak duvarlara asılmalıdır. 20 yıldır lacivertlerini giyerek grup kulislerinde başkan ve yönetici sıfatı ile dolaşan kimler varsa ortadan kaldırılmalı önce kendilerini inandırmış 8 adam ortaya çıkmalı ve Fenerbahçe kulübünü sakin sularda yüzdüreceklerini genel kurula bir kaptanlık mahareti ve sadakati içinde anlatmalı ve onları ikna etmelidir.
Bir futbol takımı yaşlanırsa‚ onu tedricen gençleştirmek yollardan biri ise‚ topyekün yapmak çarelerin en keskini ve tesirlisidir. Bunu yaparken‚ biribirini iyi tanıyan ve çok seven futbolcuların seçilmesi başarının ilk şartıdır. İyi antrenörler ve en tepeye herkesin saygısını kazanmış bir teknik direktör konulması işin cilasıdır.
Kulübün eskiyen başkanı ve yönetim kurulu ile beraber demode olan idari şeklini değiştirmek tedricen olmaz topyekün bir temizleme ile olur. Çünkü şunu şunu yapayım‚ şunu şunu da yapmayı sonraya bırakayım diye yola çıkarsanız o ihtilal olmaz müsamaha olur. Müsamaha kadar ihtilalleri bozan devrimi intikaya uğratan başka bir malta taşı yoktur‚ rejim yenilenmesinde...
Aziz Yıldırım ve ekibi başta iyi niyet dolu bir rotayla yola çıktı. Yolun başında tesisleşme fizibilitesi mükemmeldi. Ama yanlış teknik direktör seçimi beraberinde hatalı transferleri ve diğer kusurları ard arda getirdi. Tecrübesizliğinden veya erken tek adam olma dürtüsü yönetim dışı etrafındaki menfaat kişilerinin egosuyla birleşince Yıldırım´ın hataları telafi edilmeyecek büyük gafları yarattı. İyi çıkılan bir start‚ yanlış otomobil markası seçimi‚ direksiyona oturtulan yetersiz şoförler yüzünden düz yolda sürat yapacak yerde Fenerbahçe arabasını duvara toslattı.
Fenerbahçe son 20 yılda 4 Türkiye ligi şampiyonluğu ile tarihinin en kötü dönemini yaşamaktadır. Gruplar kongre üstünde dönemin en zayıf işlevini sürdürmekte‚ eskisi kadar başkanlığa yeni aday çıkaramamakta‚ Semih Bayülken ve Muhittin Bulgurlu´nun ölümünden sonra amip gibi içlerinden bölünmeye çare bulamamaktadır. Bu gruplara karşılık Fenerbahçe dernekleri ve özellikle 1907 faaliyetleri ile ön plana çıkmakta ve Fenerbahçe kulübünün geleceğinde grupların çok ötesinde bir işleve soyunacağı belli olmaktadır.
Önümüzdeki 10 yıl Fenerbahçe kongre gündemine mutlaka önce biribirlerine sonra Fenerbahçe meselelerine inanmış onları avuçlamış 8 tane 30 - 40 yaşlarında bir ekibi getirip genel kurulun önüne dikecektir. Fenerbahçe´nin futboldaki kurtuluş savaşı o zaman başlayacaktır‚ işte...



http://forum.antu.com/Konuoku.aspx?gID=4&fID=33&kID=15992

[alıntı yap]

1 / 16