Antu.com Cep Forumları
Sayın Ziyaretçimiz foruma bağlanmak için tıklayınız
İslam Çupi Fenerbahçe Medya Forumu
İslam Çupi Yazıları Arşivi
13 / 16
  fenerbros - 13.08.2009 12:30


Bahtsız gece

İslam Çupi


ANKARAGÜCÜ ‚ Bozinoski ile Avni Aker Stadı´nda Trabzon´a attığı ilk gole benzeyen bir kopya ile başlamıştı dün akşamki Fenerbahçe maçına.
Rüştü´nün kollarının arasından yediği gol‚ ya idman azlığından ya uzun süre kalecilikten mahrum kalma bir hamlıktan ya da şöhret ağırlığından kaynaklanıyordu.
Oyunun kaderini az adamlı kontratağa bırakıp kendi kalesi önünde bir savunma kalabalığına terkeden Ankaragücü karşısında Fenerbahçe kırk beş dakika ne yapmıştı ?
Sanki Antalyaspor önündeki ilk yarının benzerini oynayan Fenerbahçe‚ çok verimsiz ve hiç bir gol pası üretemeyen bir orta saha ve iki hareketsiz forvet ucu Boliç ve Kostadinov´la bir sonuç çıkıntısına girmişti.
Kemalettin ve Okocha´nın önderliğindeki orta sahasında ne rakibin savunma birikintisini dağıtacak savunma ustalığını gösteriyor ne dışlarda İlker ve Erol´la ikinci açıklık diye bir fazlalığı deniyordu.
Üstelik kulübenin yaptığı Tarık - Tuncay değişikliği ikincisinin maç boyu süren verimsizliğine bakıldığında hiç bir oyunda kullanılacak bir rest değildi.
Radar ayak Okocha´nın devrenin başında attığı frikik golünden sonra coşan bir Sarı - Lacivertli 20 bin kişilik kalabalık‚ Ankaragücü´nü tribünde ablukaya almış ve maç dengeleri Fenerbahçe adına korkunç bir sapma göstermişti.
Ama Fenerbahçe ikinci yarının tümünde hakim oynamasına rağmen ve elde ettiği gol pozisyonlarını telaşı ve sıkıntı yüzünden kaçırırken Ankaragücü sistematik bir kontratak ağı kurarak Fenerbahçe´nin üstüne gidiyor ve tartışılan bir penaltı bile kazanıyor‚ ama penaltıyı Rüştü çıkararak belki ilk goldeki muhteşem hatasına muhteşem bir kurtarışla cevap veriyordu.
Fenerbahçe bütün bu gol nimetlerini inanılmaz vuruşlarla dışarı gönderirken‚ Ankaragücü Avni Aker´de Trabzonspor´a karşı yaptığını yapıyor ve Fenerbahçe´yi şampiyonluktan uzaklaştıran sonuçla sahadan çıkıyordu.
Antalya maçının 5 - 0´ı ve dün akşamın Ankaragücü 1 - 1´i... Bu futbola istikrar denebilir mi ?


[alıntı yap]

  fenerbros - 17.08.2009 12:22


Okocha´nın zaferi

İslam ÇUPİ


FENERBAHÇE - İstanbulspor maçına geçen sene bir sürü olayı olan Orhan Erdemir´in verilmesi bir komite yanlışı mıydı‚ yoksa kasti mi ? Herhalde ileriki haftalarda oluşacak olaylara bakıp bunun kararını vereceğiz.
Çünkü birinci devre biterken Sabin Ilie´nin autsuz ortaladığı topu Okocha filelerle buluşturmuş‚ fakat bu nizami golü orta hakem beyefendi top saha dışından çevrildi bahanesiyle saymamıştı. İkinci devre başlar ve Fenerbahçe aynı baskıda rakibinin üstündeyken Boliç´in onsekiz içinde kaçırdığı ve kalecinin de altından vurduğu topu Timur çizginin üstünden önlemiş fakat olayı bir sihirbaz gibi takip eden Okocha bu sahipsiz topu İstanbulspor filelerine göndererek maçın ilk golünü yapmıştı.
Fenerbahçe - İstanbulspor maçının başlangıcı ve birinci devre görüntülerini şu noktalarda toplayabiliriz... Oğuz - Aykut maçtan önce seyircinin lehine yaptıkları sevgi gösterisi sebebiyle sahada İstanbulspor formasını taşıdılar‚ ama yürekteki ilk ve son aşkları Fenerbahçe ile dolaştılar sahada. Sergen‚ Beşiktaş forması ile Fenerbahçe´yi çok maçta teknik birikimiyle avlarken‚ dünkü forması içinde hem iddiasız hem çok kilolu duruyordu‚ çimende.
Lehinde bir sürü methiye yazdığım İstanbulspor teknik direktörü Saffet Susiç´e hem takıma modern hızla top oynatmadığı için hem Sergen´i anormal bir kiloda tuttuğu için bu kez benden yaylım ateşi geliyor. İsterse kabul etsin bu yergileri‚ ister es geçsin.
İstanbulspor maçın başından sonuna kadar çok bol ve zararlı kısa paslı bir futbol tutturmuş‚ bu futbolun hiç bir kıymeti harbiyesi olmadığını bir türlü anlayamamıştı. Aslar topa vurmazken gene İstanbulspor´un yükünü Musiç‚ Nesim‚ Saffet gibi genç forvetler çekiyor‚ onların da tecrübeleri Fenerbahçe kayasını oynatmaya yetmiyordu.
Fenerbahçe´nin başlangıç ve iki devreyi götürücü mücadelesi son haftaların en iyi maçı diye özetlenebilirdi.
Fenerbahçe geride hazırlayıp kenarlara yaydığı futbolu solda Tayfun sağda Mustafa Doğan ile İstanbulspor´un kalbine sokuyor‚ Boliç ve Ilie ise rakibin ceza sahası üzerinde dolaşan oyuna etkili bir ayak koyamıyordu.
Fenerbahçe´nin ilk yarıdaki tek talihsizliği önce Mustafa Doğan´ın sonra Högh´ün iki müdahale sonunda sakatlanıp çıkışlarıydı. Fenerbahçe bu eksikliklerle oyundaki fizik üstünlüğünü kaybetmekle kalmamış‚ kenarlardan ofansif saldırı avantajını da kaybetmişti. Çünkü Mustafa Doğan´ın ürettiği canlılığı ve fizik gücü teknik adam Selahattin´in zayıf bünyesi gerçekleştirmekten uzaktı.
İkinci yarı‚ Jay Jay Okocha resitali ve açılan Boliç ile Sabin harekatıyla geçti. 71. dakikada Erol´un sağdan ortaladığı top henüz kendisi hakkında gerçek bir forvet fikrine sahip olamadığımız Sabin Ilie´nin ayağından filelerle kucaklaşırken‚ İstanbulspor´un yeni kalecisi Zdravkov için talihsiz bir gece idi.
Fenerbahçe´yi UEFA Kupası´nda galibiyetten eden Boliç dün bir penaltı kaçırmasına rağmen Fenerbahçe´nin üçüncü golünü atarak Bükreş´i nispeten affettirdi.


[alıntı yap]

  fenerbros - 17.08.2009 12:29


Fenerbahçe kazandı

İslam Çupi


MAÇIN altmışdokuzuncu dakikasında herşeyi Fenerbahçe adına aydınlatan Okocha´nın golü müthişti. Galatasaray ceza sahasına ne zaman girdi‚ o topu nasıl kantarladı‚ sol ayağı ile nasıl vurdu‚ doksana giden topu herkes seyretti.
İki takım da maça büyük bir temkin içinde başlamıştı. İki takım bütün aksiyonları kendi birinci ve ikinci sahalarında yapıyorlardı.
Boliç sağ kanattan şeytanca götürdü topu ve ortaladı. Tayfun yükseldi ve öyle kaldı birkaç saniye havada. Sonra topa vurdu. Bu Fenerbahçe´nin birinci golüydü.
Galatasaray´ın daha iyi oynadığı dakikalarda orta saha ara paslarını Rüştü´nün hemen çıkıp almasına göre ayarlıyor‚ Hakan ve Ilie´nin bu topları alması onun için imkansız. Dakikalar ilerledikçe Okocha bir topu şandelledi‚ Volkan almaya çıkmıştı. Aut oldu. Ama Okocha gecenin Fenerbahçe kahramanıydı. Başka Sarı - Lacivertli kahramanlar da vardı gecede...
Mesela Kemalettin... Sahanın her noktasına etkili iki ayak koyan müzmin sakat sanki kasığını Tanrı´ya sardırmışcasına diri oynuyordu.
Mesela Tayfun. Oynamadığı maç kayıp‚ Trabzon oyunu. Oynadığı maça golle başlıyor ve de sahada bin ayaklı oluyor; işte Galatasaray oyunu.
Topla daha fazla oynayan Galatasaray‚ futbolun teşebbüs zengini Galatasaray‚ maçın peşin favorisi Galatasaray‚ ama galip Fenerbahçe... Galatasaray´ın silahları dün gece patlamadı tüm görkemiyle... Bülent‚ Filipescu‚ Fatih öteki maçlarda olduğu kadar güvenli ve ileriye çıkıp hücuma katkılar yapan bir düzeyde değildi.
Orta saha Hagi‚ Tugay‚ Ergün normal tempolarının aşağısında kaldılar. Popescu ise kayboldu. Ilie üç gollük pas attı Hakan´a. Ama Hakan eski maçlardaki keyfinde değildi.
İkinci devre ortalarında Tugay´ın attığı beraberlik golüyle Galatasaray takımını beş - on dakika galibiyete yakın bir çizginin içinde gördük. Bu on dakikadan sonra bize göre olmayan bir penaltı hakem tarafından ceza sahasının içindeki onbir kusurlu hareketten biri olarak görüldü ve Boliç Volkan´ı aksi köşeye göndererek Fenerbahçe´nin galibiyetini tekrar ilan etti.
Ondan sonra Galatasaray bir beraberlik peşinde koşarken defansını ihmaller sonunda çok boşalttı ve yazının girişindeki Okocha´nın muhteşem golü geldi. Onu zaten anlatmıştık uzun uzadıya...



Mesaj fenerbros tarafından düzenlenmiştir...

[alıntı yap]

  fenerbros - 17.08.2009 12:30


Çok kötü defans

İslam ÇUPİ


BİR takım -ki bu Türkiye- ilk 10 dakika sonunda 2 - 0 galipse rakip Brezilya olsa bu oyunun ilk 20 dakikasında 2 - 2´ye yakalanmaz.
Türkiye Hakan ve Saffet´in özlenen pas eğrileriyle donattığı iki akın akabinde iki gol attıktan sonra‚ Galler´i beraberliği yakalayacak kadar diriltmemeliydi.
Gerçi Galler´in attığı iki gol rakipler tarafından değil‚ Rüştü´nün attığı sayılardı.
Bir kaleci‚ arkadaşı pozisyona müdahale ederken kalesinden çıkmamalı ve oyuna iştirak etmemelidir. Rüştü ilk golde böyle bir hata işledi. Savage´nin ikinci şandel golünde ise Rüştü kalesinin çok önünde bir yerde duruyordu.
Bu ilk 20 dakikalık beraberlik şunu gösterdi ki‚ Milli Takım hem oyuncu olarak teker teker‚ hem kollektif olarak onbir halinde maçın mana ve önemine hiç konsantre olamamıştı.
O kadar olamamıştı ki‚ 31. dakikada Saunders´in golü gelince Bülent´le başlayan savunmanın hatası bariz şekilde Rüştü´nün önünde parlayıp duruyordu.
Tuhaflıklar devam ediyordu dakikalar ilerledikçe... Bu kere ceza sahası içinde bir akını savuşturamama zaafı Galler´e geldi ve Hakan beraberliği yakalattı Türkiye´ye. Şimdi maçın burasına bir keskin nokta koyalım. Beraberlikte Rüştü çok ileri çıkıp kolay goller yedi‚ Galler kalecisi de hiç çıkmadığı için...
Hakem ne İsa´ya ne Musa´ya yaranacak cinsten bir Polonyalı idi. Eğer kurallar anayasa gibi sahada kullanılsa idi‚ iki takımdan ikişer futbolcu atılır ve maç onbirer kişiyle bitmezdi.
Özetle 2 - 0 önde başladığımız maç sonradan yenilgiye dönüp tekrar beraberliğe gelmişse‚ Türk takımının geri üçlüsü ile orta beşlisinin devamlı yaptığı hatalardan kaynaklandı. Fizik durumları da iyi değildi bu gurubun...
Oğuz´un virtiözlüğü vücudu yorulunca bitti‚ ama Tolunay‚ Arif Abdullah ve Ogün hiç futbola başlamamıştı ki dün akşam...
Ben kaleci dahil geri üçlü ile orta beşlinin bir milli maçta bu kadar gayesiz‚ bu kadar kötü‚ bu denli inançtan uzak bir futbol oynadığını ilk defa görüyorum.
Adamların galibiyet golü bu dağınıklıkta kornerden santrafın ayağıyla geldi. Kimin kimi tuttuğunu siz anlayın artık.
Sonra maçın bana göre en iyi oyuncusu Oğuz´un beraberliği geldi.
Baştan beri galibiyet ve gol için bütün sahaya yayılan en önemsiz noktalarda dahi kaleye bakan Hakan bu büyük gayretinin karşılığını peş peşe attığı iki golle aldı ve hem çok kişiyi kurtardı‚ hem de Türkiye´nin final ümitlerini devam ettirdi.


[alıntı yap]

  fenerbros - 17.08.2009 12:31


Fenerbahçe "Şen" değil

İslam Çupi

İKİ yıl önceki son şampiyonluk için her Fenerbahçeli´nin Ali Şen´e bir halis teşekkürü olmalı...
Bu sonuç tribünlerde bir hasret gibi dolaşan "Ali Şen başkan Fenerbahçe şampiyon" sloganının sonuncu defa gerçekleşmesi idi.
Keşke Ali Şen bu başarıdan sonra gitse idi de‚ ben sonraki Ali Şen´i ve Fenerbahçe´yi yazmak durumunda kalmasa idim.
Şampiyonluktan sonraki Ali Şen ve Fenerbahçe ileri gideceğine geriledi...
Transfer olarak geriledi‚ teknik heyet yönetim biçimi ve futbol kadrosu olarak geriledi.
***
Transfer olarak geriledi derken Oğuz ve Aykut´un satışı yaş ve takımın yenilenmesi isteği doğrultusunda isabetli olsa da‚ yerine o çapta bir "playmaker" ve golcü konmadığı için zamanla takımın teknik planında ve golcülük hanesinde geri tepti.
Galatasaray iki yılda yabancı kontenjanını ideal seviyeye getirmek için on´a yakın yabancıya forma giydirip çıkarırken‚ Fenerbahçe şampiyonluktan beri aynı "savunma yabancılarını" kullanmakta ve Högh´ün cenaze olduğunu görememektedir.
Bu yerde küçük ve hatta büyük Saffet forma giyer‚ orta saha hücuma dönük bir klas yabancı için açılırdı. Rüştü´yü iyi denetleyecek bir kaliteli yedek file gerisine konmadığı için‚ kaptanlık ve evlilik ihtişamı çocuğun gözlerini kamaştırmış ve Fenerbahçe kalesi en üst düzeyde bir formla değil‚ alt noktada yeni bir felakete sürüklemek üzeredir.
Fenerbahçe´nin yarınları Kubilay‚ Taner‚ Atilla gibi futbola başladıkları veya dolaştıkları kulüplerde hiçbir flaşı olmayan isimlere bırakılmış‚ ana yedekler ise Benhur ve Sedat gibi Türkiye´de kiralık yalağı olmuş futbolculara verilmiştir.
***
700 milyar liraya malolmuş bir Rumen şimdilik tribünlerde ve nikah fotoğraflarında gezinmekte‚ Fenerbahçe formasını ne zaman giyeceği ve gol krallığını ne zaman Sarı - Lacivertli forma ile hatırlayacağını kimse bilmemektedir.
Ayrı bir yönetim kurulu ile idare edilen ünlü alt yapıdan bu yıl Fenerbahçe A takımı ile Ahmet‚ Mehmet‚ Ömer‚ Serkan ve Murat mukavele yapmış Serkan´ın dışında hiçbir futbolcu özel maçlarda topla tanışmamışlardır bile...
Bariç‚ kadro kifayetsizliğinden söz ettikçe doğru demek gerekir‚ kendisine... Fenerbahçe ne Türkiye´nin ne de yabancı olarak Avrupa´nın en kaliteli kadrosuna sahiptir. Böyle birşey olsa Fenerbahçe Türkiye sahalarında ikinci pas kime gidecek diye şaşırmaz‚ rakipleri ile bilardo oynardı.
Trabzon yenilgisinden sonra başkan Ali Şen‚ "lig yeni‚ bu yenilgiyi Fenerbahçe telafi eder" demiş.
Keşke Ali Şen olmasa idi de başımızda‚ ben bu yılki Fenerbahçe felaketini başka bir başkana yazsa idim keşke...


[alıntı yap]

  fenerbros - 17.08.2009 12:32


Fenerbahçe gündüzde

İslam Çupi



FENERBAHÇE ligin ilk maçına‚ aşırı sıcağa ve bu sıcağın adalelere indirdiği güçsüzlük ile Antepspor´un temkinli oyununa rağmen fena başlamadı.
Bariç 3-5-2 sistemini hemen 4-4-2´ye çevirmiş ve Fenerbahçe mahşeri bir kalabalık önünde herşeyi Okocha´ya bırakmış bir ferdiyetçilikle ya da Okocha´nın liderliğinde oyuna girmişti.
Fenerbahçe dörtlü defansa ve dörtlü orta sahaya kavuştuğu yeni sistemde kendi defansı ve orta sahasını futbol tedbirleriyle tıkamış‚ ama buna karşılık rakibin savunduğu sahaya fazla adam getiremediği için oyunun o tarafına fazla insanlı hücum görüntüsü verememişti.
Gaziantepspor‚ Fenerbahçe´nin kendi sahasında oynamanın ürkütücülüğünü üstünden atıp oyunun lig maçı olduğuna inandığı an rakibinin üstüne gitmeye başlamış ve yeni transfer iki zencisiyle Rüştü´nün koruduğu kaleye ve ceza sahasına girmeye başlamıştı.
Dakikalar ilerleyip takımlar sahada iyice deşifre olduktan sonra şu gerçek çimene indi ki‚ hem güneyin takımı geçen yılki Gaziantepspor değildi‚ hem de Fenerbahçe bu lige hazır hale gelmemişti.
Oyuna iyi niyetle başlayan Okocha dahil hiçbir Fenerbahçeli futbolcu bu puan denen upuzun mücadeleye hazır değildi.
Oyunun başından beri rakip arkasına saklanan‚ maçın hiçbir Fenerbahçe aksiyonunda bulunmayan Boliç´in birinci devre biterken voleyle ilk golü atması herhalde bir balık görüntüsünden öte usta adam tarifine daha çok yakışıyordu.
İkinci devre Tarık´ın oyuna alınması Fenerbahçe´nin isabetli pas yüzdesini artırdı. Maçın direksiyonuna Sarı - Lacivertli bir usta adam daha oturttu.
Sabin Ilie ile ilgili sert görüşlerin epey aydınlandığı dünkü oyunda‚ ben hala Rumen´in fazla kilolarında geziyor ve ona uygun pas atılmadığı ihtimalini düşünüp duruyordum.
Daha az kilolu Sabin´i ve O´na paslı yapılacak bir Fenerbahçe maçı bekleyecektim. Ya o maç gelir‚ ya Sabin Ilie gider.
Boliç´in golüyle 1-0 biten oyuna ben şöyle bir nokta koymak isterdim.
Fenerbahçe 10 yıl içinde gece oyunundan çıkıp gündüzle çok az tanıştı. Gece alışkanlığı gündüze çıkınca Fenerbahçe‚ sanki gün ışığına yeni çıkan bir ata döndü. Tırıstan kurtulup dört nala geçemedi bir türlü...


[alıntı yap]

  fenerbros - 17.08.2009 12:34


Özerkliğe kaşınan insancıklar

İslam Çupi

FUTBOL Federasyonu ikinci seçim teşebbüsünün kelimelerle senaryosu şöyle...
Yer Ankara... Futbol Federasyonu genel kurulunun 228 delegesi başkentte... Yeniliyor‚ içiliyor dedikodu yapılıyor ve seçim günü mahalline 150 kişi geliyor.
Seçim yapılabilmesi için üçte iki ekseriyet istendiği için 152 kişi olamayan futbolun kahramanları‚ topun yeni patronunu tayin edemeden dağılıyorlar.
Birkaç kongre kuliscisi birbirine laf atarak‚ tarizde bulunarak Ankara´daki kongreyi yeni başkanı ve yönetimi seçmeden‚ merkez hakem komitesi üyelerini gün ışığına çıkarmadan‚ kongre ışıklarını söndürüyorlar.
MİLLİYET oluşan bu sonucu REZALET kelimesi ile taçlandırıyor.
***
MİLLİYET´in "REZALET" diye topyekün enkazını ortaya çıkardığı bu seçim binasında‚ curuf kovalarını şöyle sallamak gerek...
Oy vermeye gelmeyen yüzsüzler listesine baktım. Birkaç müstesna‚ benim gibi 40 yılı bulan gazeteciliğimin lupunda‚ futbol için her bakımdan hafif insanlar denizi var.
Eğer - inşallah sürer - özerklik devam edecekse‚ 228 olan genel kurul üye sayısını 50 - 60 ile sınırlayarak‚ hem kalite hem karakter bütünlüğü denetime alınmalıdır.
Şenes Erzik´i çoğunluk‚ gözü ve adımları UEFA´da gövdesi Türkiye Futbol Federasyonu´nda olan Avrupa´ya dolu bizim ülkeye kof bir insan nazarı ile gördüğü için‚ yoğun bir tenkit kazanına sokup hırpalıyordu.
Şimdi Erzik´in istifası ile boşalan Futbol Federasyonu başkanlığına ikinci sefer patron tayin edemeyen sistem‚ acaba Şenes´in çok çok önemli bir insan olduğunu mu belgeliyor ?
O zaman 228 Federasyon Genel Kurulu üyesi kuyruğa girip Şenes Erzik´in elini sıkarak özür dilemesi lazım‚ Türkiye adına...
***
Bundan 30 - 35 yıl öncesinden Türk futbolunun özerkleşmesi konusunda imzalı imzasız bir yığın yazı yazdım.
İmzalılar benim fikrim‚ imzasızları ise olay daha büyür‚ olay daha ciddi boyutlarda ele alınır diye gazete fikri olarak kaleme almıştım.
Ama son iki özerk seçimi‚ türlü çeşitli kişisel hesaplarla içine hangi çıkarların sosu girdiği bilinmez bulamaçları görünce‚ "futbol özerk bir yapıya kavuşsun" diye yazdığım tüm yazıları geri alıyor ve devletten özür diliyorum.
Çünkü Şenes Erzik´ten sonra‚ elle tutulur dört dörtlük bir başkanı değil‚ o koltuğa oturacak adamı bulamayan özerk sistem futbolun yarınlarına nasıl hizmet verecektir ?
Bu iş tayinle olduğu zamanlar‚ devlet adına hükümetler futbolla meşgul olsunlar diye bu ülkeye Ulvi Yenal‚ Orhan Şeref Apak ve Hasan Polat´ları armağan etti. Fenomenler dönemine bile fotoroman dedik‚ zaman zaman...
Basın olarak onları hırpaladık. Şimdi özerk dönemde onlar gibilerini bırakın seçmek‚ adam bile bulamıyoruz Futbol Federasyonu koltuğuna...
Buna "yurt bilgisi" dersinde "özerkliğe kaşınan insancıklar" denir...


[alıntı yap]

  fenerbros - 18.08.2009 08:15


O İstanbul öldü‚ o Fenerbahçe - G.Saray da...

İslam ÇUPİ


FUTBOLUMUZUN beşikten mezara kadar ezeli ve ebedi iki rakibi Fenerbahçe ve Galatasaray‚ tarihleri boyunca sürdürdükleri dostluğa‚ son yıllarda dinamit koydular.
Son yıllarda Türkiye´nin en güzide iki kulübünün oynadığı maçlarda‚ o eski futbol rekabeti yerine müthiş bir sinir savaşı ve bu gerginliğin ellere iliştirdiği tabanca‚ her türlü bıçak muşta ve zincirin yere indirdiği ölü hafif ve ağır yaralı vücutları var.
Futbolumuz sahaya çıktığı hakemlenip lisanslandığı günden bu ana kadar‚ o topun en ince sanatını Türkiye´dekilere öğreten Galatasaray ve Fenerbahçe‚ araya ne girdi ki‚ son yıllarda bu güzel rekabet dünyalarını barut kan ve sokak savaşcıları ile dolu bir çetin arbede alanına çevirdiler.
Eğer Türkiye´de futboldaki savaş bu iki güzide kulüp arasında çıkıyorsa‚ stadların dışında yarın ne olacağını kimse kestiremez.
***
Bundan 50 yıl önce İstanbul bir Fenerbahçe Galatasaray maçının oynanmasına hazırlanmaya başladığında‚ canlılar bundan başka bir heyecanı vücutlarının içine sokmazlardı.
Dini ve resmi bayramların dışında bir takvim başlangıcı idi‚ Galatasaray - Fenerbahçe maçları...
İnsanlar sevdiklerini ziyarete gidiyormuşcasına kostümün en yenilerini giyer beyaz gömleğini kravatlar‚ nüfusu 600 bin olan İstanbul´un bir mahallesinden yola çıkıp stada gelirdi.
4500 ile 5000 kişi o zamanki maç izdihamını anlatır‚ insanlar "kurtarılmış bölge"ye dönüşen günümüz stadlarına karşılık‚ o zaman diledikleri yere otururlardı.
Fenerbahçe - Galatasaray taraftarı yan yana oturur‚ kaynana zırıltısı denen aletle nezih espriler iki tarafın renklerini belli ederdi.
Maçlar‚ bırakın "galiz" olanını en "terbiye" sınırını az geçmiş hitaplarla donatılmaz‚ skor ne olursa olsun‚ iki kulübün tarafları neşe içinde terkederdi stadı‚ maç sonunda...
***
Bu ambiansı bu dostluk ve kardeşlik panoramasını İstanbul´da doğmuş 600 bin kişiden ibaret bir kalabalığın babaları ve çocukları yaratırdı.
Şimdi İstanbul´un nüfusu 18 milyon ama‚ hem ezici ekseriyeti bura doğumlu değil‚ bura doğumlu olanlar anne baba kökeni olarak‚ hem de töre olarak taşralı...
İstanbul´da oturuyorlar ama‚ İstanbullu değiller.
600 bin İstanbul´lunun yarattığı Galatasaray Fenerbahçe rekabeti ile‚ 18 milyonluk her ilin insanını barındıran İstanbul´un sahneye koyduğu Fenerbahçe Galatasaray çekişmesi aynı olur mu ?...
Birincisinde töreleri ve efendiliği ile salt İstanbul var‚ ikincisinde ise İstanbul´a çöreklenmiş 18 milyonluk Türkiye var...
Bütün doğu ve güney doğudan İstanbul´a gelenler Galatasaray´ı tutuyorsa‚ öteki illerden sonra İstanbul´a vasıl olanlar Fenerbahçe´ye sempati duyarsa‚ Türkiye´nin tüm dejenerasyonu‚ iki kulübün eski akideleri üstüne çöreklenir onları şeker yapar.
Şimdi Galatasaray - Fenerbahçe rekabetinin üzerinden o eski İstanbul beyefendiliği ve nezaketi kalkmış‚ yerine Anadolu vilayetlerinin her şeyi aceleye getiren ivediliği ve bu süratten doğan yanlışlıkları yerleşmiştir.
Fenerbahçe - Galatasaray rekabetini günümüzden alıp 600 bin kişilik eski İstanbul´a götürmek mümkün değil...
Çünkü o İstanbul öldü‚ o Galatasaray Fenerbahçe de...

30-09-1997


[alıntı yap]

  fenerbros - 18.08.2009 08:16


F.Bahçe elendi

İslam ÇUPİ


FENERBAHÇE şok bir gol yedi başlangıçta ve oyunun şirazesi belli oldu.
Bir ölü top Fenerbahçe kalesinin kırk pas ötesinde Militaru´nun önüne yuvarlandı‚ onun gelişine vurduğu top yerden sağ alt köşeye gitti ve son haftaların en formda kalecisi Rüştü´yü avladı. Oysa o bölgeden vurulan top ne kadar kuvvetli ve sert olursa olsun‚ iyi bir kalecinin gözleri o topun istikametini anlar ve köşeye giderdi.
Golü bulan Steaua Bükreş eğer kaliteli bir Avrupa takımı olsa Fenerbahçe´nin üstüne gider ve Sarı - Lacivertli ekibi dağıtarak tarihinde en açık farklı galibiyeti alırdı. Ama Steaua Bükreş öyle yapmadı. Kirpi gibi defansına oturdu. Rakibine orta sahada oklarını çıkardı‚ oyunu yavaşlattı‚ hatta durdurttu.
Golü yedikten sonra oyunu süratlendirip ofans teşebbüs zenginliğiyle rakibini dağıtacak yerde‚ Fenerbahçe tempo düşüklüğüne girdi.
İlerde ve rakibinin ceza sahasında Steaua Bükreş´ten bir fazla adam sokamayan Fenerbahçe‚ rakibinin tüm defans paratlarında Rumen ekibini avantajlı kılıyor ve devre sonuna kadar bu anti denklemi çözemiyordu.
Ortada Sabin Ilie ve Boliç tek gol verkaçı yapamıyor‚ sağdan soldan ortalanan Fenerbahçe topları kendi adamları yerine mutlaka Rumen defansında bir sırt veya ayağa çarpıyordu.
Devre biterken Fenerbahçe defansı bir alaturka günü daha yaşadı. Högh´ten bir rakip ayağına bir top gitti. Rüştü eski maçlarını hatırlattı‚ kalesini bıraktı ve boşa çıktı. Rakip santrfor boş kaleye topu gönderdi.
UEFA Kupası´nda işte dolu dolu futbolu olmayan bir Steaua Bükreş´e elenen Fenerbahçe‚ Avrupa´ya veda ederken kendi ligi için deşifre oldu galiba... Dört deplasman maçı kazanıp Galatasaray´ı da devirip lider olan Sarı - Lacivertli takım‚ kendi liginde bundan sonra ne yapar ?
Hele dünkü maçın tüm eksik gedikleri omuzlarına yüklenen Rüştü iç maçlar için kendini tedavi edecek koşul ve zamanı bulamazsa‚ o zaman Steaua Bükreş´in Kadıköy´e getirdiği gri bulutlar ilerdeki lig oyunları için iyice kararır.
Bu iyi ki‚ bir lig maçı değildi. Çünkü Rüştü´den başla Ilie´den çık‚ süper kötü bir Fenerbahçe ligin hangi takımı olursa olsun dün geceki maçı kaybeden ve liderlikteki puan avantajını yemekle kalmaz‚ ilerdeki yerli oyunların galibiyet zarını da tehlikeye sokardı.


[alıntı yap]

  fenerbros - 18.08.2009 08:25


F.Bahçe şamp....

İslam İSLAM


EĞER 30 bin sarı - lacivertli taraftar‚ 30 - 40 yıl önce İstanbul´un bir stadında Fenerbahçe - Ankaragücü maçını seyretse değil beraberlik‚ dörtten sonraki rakamları telaffuz ede ede geceyi tamamlar ve evine mutlu dönerdi.
Oysa geride kalan cumartesi gecesi Kadıköy´de 30 - 40 sene sonraki Fenerbahçe mahşeri kalabalığın mahşeri bağırtıları içinde Ankaragücü ile yenişemeyerek 0 - 0 berabere kalıyordu.
Aradan 40 yıl geçen iki Fenerbahçe arasındaki tek benzerlik değişmeyen sarı - lacivert forma idi.
Yoksa ilk Fenerbahçe ikinci Fenerbahçe´den hem hırs ve şevk olarak futbolu oynama ciddiyetine sahipti‚ hem meslek bilinci ve meslek mahareti bakımından üstündü.
***
Fenerbahçeli futbolcu 30 - 40 yıl önce‚ Ankaragücü ve Anadolu takımlarını kırk yılda galibiyet ve beraberlik yumurtlayan takım yapar‚ öteki oyunlarda averaj için "cur - cur" olarak kullanırdı.
Transfer paraları soldan cadde olacak biçimde uzanmamışken...
Sahalar yemyeşil ve üstü bilardo masası pürüzsüzlüğünde olmamışken...
Toplum futbolcunun peşine yazılı ve görüntülü basınla birlikte‚ kız ve kadın takmamışken...
Cumartesi akşamı baktım 30 bin seyirciye ve acıdım. Eskiden beri Fenerbahçe için "sahada çelik - çomak oynasalar bile Türkiye´nin en büyük seyircisini toplar" denirdi.
Oysa cumartesi geceki takım çelik - çomak bile oynayamazdı. O mahareti bile yoktu çünkü...
Bir takım mucize galibiyetlerde sadece podyuma kaleci Rüştü´yü çıkarıyorsa...
Bir takım ameliyathaneye giden Kemalettin ve kırmızı kartla maç oynama yasağına giren Uche yerine sağlıklı ve tam kapasiteli iki yedek bulunduramıyorsa...
Bir takım "penaltı gol yapılır. Gol yapılamıyorsa onu kurtaran yoktur‚ atamayan vardır" denen günümüz futbolunda‚ Fenerbahçe önce 3 - 4 futbolcu ile rakip ceza sahasında pazarlık yapar ve sonra Okocha halsiz bir plase ile rakip kaleciye teslim ederse...
Berabere giden oyunda bir kahraman çıkıp kahramanca futbol işleri yapmak yerine‚ takım arkadaşlarından‚ toptan‚ şahsi mesuliyetten kaçarsa...
***
O takım Fenerbahçe bile olsa‚ ona şampiyon adayı veya şampiyonun kendisi denemez.
Ben ligin bundan sonrasını‚ ikinci devreyi ve sonunu şöyle görüyorum. Fenerbahçe´nin berabere kaldığı hafta şampiyon adaylarının tümü çuvallamaz ve özellikle Beşiktaş havaya girerse Fenerbahçe şampiyon olamaz.
İnanılmaz Cihat Fenerbahçe kalesinde olsa idi takım şampiyon olurdu. Çünkü günümüz forvetlerinden çok zor gol yerdi‚ rahmetli Cihat...
Rüştü bundan sonraki maçlarda "Cihat tipini" ısrarla sürdürürse‚ şampiyon adayları F.Bahçe takıldığı haftalar aynı kazaya uğrarsa sarı - lacivertli ekip şampiyon olur.
Ona da şampiyonluk denirse...


[alıntı yap]

13 / 16