Antu.com Cep Forumları
Sayın Ziyaretçimiz foruma bağlanmak için tıklayınız
İslam Çupi Fenerbahçe Medya Forumu
İslam Çupi Yazıları Arşivi
14 / 16
  fenerbros - 18.08.2009 08:26


Sürpriz olmayan beraberlik

İslam ÇUPİ


FENERBAHÇE‚ Steaua Bükreş´e yenildi ve turu kaybetti. Kaç bin Sarı - Lacivertli taraftar kahroldu‚ ama ben sevindim. Çünkü Fenerbahçe bu kadroyla hem UEFA´yı hem Türkiye Kupası´nı hem de Türkiye Ligi´ni götüremezdi. Önemli olan Türkiye Ligi´dir Fenerbahçe için. Onu yürütebilmesi için çok cephede değil tek cephede döğüşmesi lazımdı.
Fenerbahçe bütün hatlarıyla ilk devrede hayaletlerin dansını oynadı. Kimdi Fenerbahçe´de sonucu takım adına değiştirecek ayaklar ?
Birinci ayak Boliç... Boliç üç yıldır Fenerbahçe´de attığı penaltıları Bükreş ve İstanbul´da UEFA Kupası´nda kaçırınca‚ tüm futbol keyfi kaçmıştı. Dünkü Ankaragücü maçında değil gole yaklaşmak‚ en basitin basiti hareketi yapacak kondisyonu ve vücut keyfi yoktu.
Sabin Ilie gündemdeki ikinci ayak... O da "Kefeni yırttı‚ artık yeri garanti" denen bir iki maç sonunda dün Ankaragücü oyununda sanki futbola yeni başlıyormuşcasına ayaklarını ürkek atıyor‚ iki tabanı birbirlerine vuruyor‚ her hareketinde topu götürüp bir rakip adama teslim ediyordu.
Üçüncü ayak Jay Jay Okocha... Bir kaç tanesi spektaküler maçtan sonra kazandırdığı bir iki doksan dakikadan sonra O da son oyunlarda ihtiyarlamış‚ yorgun ve isteksiz bir kisveye bürünmüştü.
Birinci devre ne etkili bir pas ne etkili bir gol sızıntısı yapamayan Okocha sahada gezindi durdu‚ kimseyi rahatsız etmeden.
Bu üç adam ofansta olmayınca Fenerbahçe sonuç için kime dua edecekti ? Tayfun‚ Selahattin‚ İlker ve aylardan beri oynatmak için forması arma yerine midye bağlayan Halil İbrahim´e mi ?
Okocha ilk yarıdaki cinayetleri yetişmiyormuş gibi ikinci devrenin başında bir penaltıyı yürüye yürüye kalecinin üstüne attı... Onunla kalmadı Saffet´in "al da at" dercesine ayakları üstüne gönderdiği pası penaltıya rahmet okuturcasına vole ile dışarı gönderdi.
Ankaragücü istediği puanı çok şuurlu bir saha yerleşmesi ve parselasyonuyla Fenerbahçe´den hakkıyla aldı. Eğer Ankara´nın Sarı - Lacivertli ekibi Fenerbahçe´nin bu zaaflarından istifadeyle üstüne gitseydi galibiyeti kazanan taraf olabilirdi.
Fenerbahçe´nin bu beraberliğinden sonra kendisine umut bağlayan sahadaki 30 bin kişi şampiyonluk yerine başka bir şey görecek herhalde. Çünkü bu takımın şampiyon olabilmesi için hiç bir anahtarı mevcut değil.


[alıntı yap]

  fenerbros - 18.08.2009 08:57


Mustafa´nın masalları

İslam ÇUPİ


MÜZİK tarihinde "Hofman´ın masalları" oluyor da‚ futbol olgusunda "Mustafa´nın masalları" neden olmasın ?
Hollanda´nın dünya futbolunun devlerinden biri olduğunu kabul eden Denizli‚ parantez açıp şunları söylüyor rakibi için...
"Türkiye olarak kendisinden 4 puan aldık‚ grubumuzda sadece puanları bize kaybettiler. Türkiye bu süper başarıya rağmen Dünya Kupası finallerine gidemedi."
Biri çıkıp Mustafa´ya sorsa ve dese ki‚ "Belçika‚ Hollanda kadar dünya devlerinden değil. Bu takım Türkiye´yi nasıl iki kere yendi ?" şeklinde bir açıklama yapsa Denizli´nin cevabı ilki kadar tutarlı mı olurdu ? Yoksa kem - küm´le başlayıp şu anda kestiremediğimiz demagojilere mi sapardı ?
***
Mustafa Denizli bu ülkede teknik direktörlük meslek olup kurumlaştığı günden bu güne kadar‚ gerek kulüplerde‚ gerekse Milli Takım´da görev alan 3 - 5 en adamlı öndekilerinden biridir.
Türkiye´de doğup büyümüş‚ Türkiye´de ne kadar futbolcu ve teknik direktör olunacaksa onu olmuş bir ademoğludur Mustafa...
Bununla yetinmemiş kafasını ve öğretme sahasını Avrupa´ya kadar uzatıp‚ Özcan Arkoç´la birlikte batıda takım çalıştırmış ikinci Türk olma başarısını göstermiştir.
Ama Türkiye´de tüm politikacılar ve liderler‚ nasıl sık sık yalana ve mübalağaya başvuruyorsa‚ futbol dünyamızdaki liderler o yolun yolcusu... Onlar da Türk futbolunun ilerlemiş olduğunu ispat etme uğruna‚ kırk yılda bir yakaladığımız "Hollanda balığını" gündeme getirirler.
Cumartesi gecesi Amsterdam´ın Arena Stadı´nda berabere kaldığımız Hollanda‚ galibiyete kendisini zorlayacak hiçbir şarta şurta mahkum değildi.
Türk takımından alacakları tek puan liderlik konumlarını değiştirmeyecekti.
O zaman çok profesyoneller‚ niye Türk takımını yenmek için uğraşsınlar ki...
***
Ha Türk takımında şu var.
Türk basınındaki "hücum futbolu" teraneleri yanında‚ Türk takımında ve Denizli´de hangi rakiplere ne tonda ve nasıl defans yapacağı bilinci var.
Hollanda gibi topları pas olarak mütemadiyen yana ve arkaya oynayan‚ oyunun hızını rakip takımı bunaltacak seviyeye çıkarmayan‚ hesaplar kitapların "rakipleri imha edin" demediği oyunlarından birini sahneye koymuş Hollanda´yı‚ kendi yarı sahamıza savunma niyeti ile yığdığımız bloklardan milim açık ve eksik gedik vermeden bir beraberlik aldık.
Türk futbolu 1958 yılında en ölümsüz Metin Oktay´ın Hollanda´ya attığı iki gol ve galibiyetle hangi ilerleme noktasına gelmişse‚ aynı ekol 1997 yılının son aylarındaki beraberlikle dört nala ilerleme koşusu yapacaktır artık...
Milli gelirimiz 2500 dolardan 25.000´e çıkacak‚ ortak pazara kesinlikle kabul edileceğiz‚ demokrasimiz batının yakınmayacağı şekle gelecek ve önümüzdeki Avrupa Futbol Şampiyonası´nda milli takımımız final oynayacak mutlaka...
Biz hem leyleği‚ hem de onun "lak - lak"ını Türk vatandaşı yapmaya karar verdik de...



Mesaj fenerbros tarafından düzenlenmiştir...

[alıntı yap]

  fenerbros - 18.08.2009 09:03


"Rüştü Cihat´laşırsa F.Bahçe şampiyon olur"

İslam ÇUPİ


F.BAHÇE´nin efsane kalecisi Cihat Arman´la şimdiki Rüştü Rençber arasında korkunç benzerlikler var.
Efsane eldiven Cihat yağsız bir vücuda‚ iri kemikli bir organizmaya sahip‚ uzunca boylu ve yüzü zayıf bir fotoğrafa malikti. Tıpkı Rüştü gibi...
Pozisyona sinirlilik gösterme‚ kendi defans oyuncuları ile göz ve mantık üstüne kurduğu hegomenya yönünden al Cihat´ı vur Rüştü´ye...
Birkaç süper oyun ve tek başına "maçı kurtaran aslan" oluşunun akabinde Cihat ta Rüştü de çok basit sayılara muhattap olmakta...
Buna futbolun her döneminde top konuşan ağız hep aynı kelimeyi kullanırdı: "Pis gol..."
***
Cihat Arman 1940 - 1950 döneminden çıkıp bu Fenerbahçe takımının kalesinde dursa idi‚ bir lig boyunca 10´dan fazla gol yemez ve Fenerbahçe´yi kesinlikle şampiyon yapardı.
O Cihat Arman´ın Fenerbahçe´sini tutan genç‚ kaleciye olan hayranlığından‚ mevkii ne olursa olsun mahalle çift kalelerinde mutlaka topu elle tutmayı denerdi. Arman´a duyulan hayranlıktı bu...
Cihat hem klası ve kaybetmediği formu ile kalecilikte bir doruk‚ hem de kıyafeti ile modada bir numara idi.
Lacivert ve sarının tonları ile duruş yerlerinin değiştiği kazaklar giyer‚ başına beyaz bir kep geçirirdi. Zemeri kışlarda maçlar sahada tehir olduğunda Cihat kaleye geçer Fenerbahçe forvetlerinin attığı şutlarda yarım saat bir kalecilik resitali yapar‚ bu gösteriden sahaya gelen tüm futbolseverler bir maç seyretmişcesine keyif alırlardı.
Rüştü de 600 bin kişilik bir İstanbul´da yaşasa idi‚ Rüştü de 4 - 5000 kişi toplayan büyük maçlarda takımlar sahaya çıktıktan sonra tehir olsa idi‚ her Fenerbahçeli genç arsalarda hangi mevkide oynarsa oynasın mutlaka kaleci özlemini gidermek için topu elle tutar. Cihat´tan sonra bir Rüştü modasına makas açardı.
***
Şimdi yıl 1997´nin sonudur.
Türkiye liginin bir yılı Türkiye santrasının ortasında yedi gün bitiminde yeni bir haftaya başlamaktadır.
Dört büyüklerin kadro olarak en hafifine sahip Fenerbahçe ligin 12. haftasında rakiplerinin çok önünde lider olmasına rağmen‚ hiçbir sarı - lacivertli taraftar göğsünü gere gere "artık şampiyon olduk" diyememektedir.
Çünkü ekip takım değil‚ tuttuğun anda hangisi eline gelir‚ hangisi sahada kalır belli değil...
Belli olan tek garanti kaleci Rüştü... Fenerbahçe file bekçisi ligdeki 17 takımla tek başına mücadele ediyor.
Tıpkı 50 yıl önceki efsane abisi Cihat Arman gibi...
Rüştü bundan sonraki birinci devre maçlarına‚ ondan daha çetin geçeceği kolaylıkla söylenebilen ikinci devreye Cihat Arman´a benzeyen bir "kaleci tavrı" koyarsa Fenerbahçe şampiyon olur.
Koyamazsa "mazallah" derim‚ ancak...


[alıntı yap]

  fenerbros - 14.10.2009 08:11


Eskiler ve yeniler

İslam ÇUPİ

NEDEN 50 yıl önceki İstanbul insanı yaşam ve iş hayatı bakımından daha çalışkan ve özverili idi de‚ şimdiki İstanbul insanında bu özellik yok. Neden o zamanlar Lefter‚ canavar Burhan‚ Metin‚ Turgay‚ Recep‚ Nazmi futbol denen mesleğe ölümüne bağlı ve sevdalı iken‚ aynı yetenekler Tanju‚ Rıdvan ve Sergen´de niçin yok. Canavar Burhan Dolmabahçe stadındaki bir maçtan sonra arabalı vapurla Kabataş´tan Kadıköy´e geçerken‚ kadınlı kızlı erkekli bir kalabalığı yanına toplar karşıya seyahat cümbür cemaat olurdu. Lefter balık pazarındaki Berç Dergazeryan´ın kuru kahveci dükkanına geldiği zaman tüm Beyoğlu Fenerbahçe´nin süper yıldızını görmek için kuyruk olur ve otomobil tramvay trafiği aksardı. Turgay ve Metin Hasnun Galip sokağından İstiklal caddesine çıktıkları zaman taş ve kaldırım Galatasaray aşkı ile çınlar ve kalabalıklar iki sembol Galatasaraylı Turgay ve Metin´e hayranlıkların en halisini atarlardı. Recep ve Nazmi Akaretlere döküldüklerinde Beşiktaş taraftarı arkalarında seferber olur‚ onların sevgilerini gittikleri yere kadar birlikte götürmenin müşterek hazzını tatarlardı...
* * *
O zaman İstanbul´un nüfusu bir milyon ya vardı ya yoktu. İstanbul 80 vilayetten olma bir kromozon vücut ve ruh karışıklığı içinde değildi. İstanbul gündüz hayatı verimli çalışma için insanın zihnini açar‚ vücudunu gürlerken‚ gece hayatı ise insanı dışarı çıkarıcı bir iticilikte ve cazibede değildi. Gazeteler spor sayfaları ile gayet müspet ve olumlu bir çizgide neşriyat yapar‚ futbolcunun ayaklarından başka hiçbir organı ile uğraşmazdı. İstanbul´da yaşayanlar arasında bu denli bir gelir uçurumu ve satın almada bu kadar bir farklılık yoktu. İstanbul gecekondulaşmamış‚ insanların yerleşim zaafı "bir tarafta saray öteki tarafta mezra" diye bir rezalet tasnife bürünmemişti. İnsanlar gıdanın en halisi ve kuvvetlisi olan denizden eşit miktarda istifade ediyor‚ elinde bir oltası olan zenginin sofrasının eşitini kendi hanesinde kuruyordu.
İnsanın her türlüsünü çıldırtan futbolcu olanını da iyice azgın bir yaratık haline getiren bu görüntülü medya o zaman yoktu. Yok olması hem her gece 10 milyar dağıtarak tüm fakir fukarayı telefon yanında hazır ola geçirmekten koruyor‚ hem futbolcu ve sporcu milletini çöpçatanlık illetinden kurtarıyor.
Bugün İstanbul tam çılgın bir şehir. Hem insan için‚ hem sporcu ve futbolcular için...
* * *
O futbolculuklarına her yıl yeni özlemler attığımız sporcular‚ Türkiye´nin nüfusunun 30 milyon olduğu dönemlerde yaşamamış olsalardı‚ gıdanın en halisini almamış olsalardı‚ İstanbul´un bir milyon kalabalığı içinde hayata gelmemiş olsalardı‚ dükalığın yeşili ve mavisinin en istifadeci günlerini görmeselerdi‚ denizi ve doğayı hiç kullanamasalardı‚ o eski futbolculukları bu kadar görkemli olur muydu? Biz bunları efsane olarak şimdi bile yeni nesile anlatır mıydık?
İstanbul´un 14 milyonluk kalabalığı içinde gezinme ve yaşama mecburiyeti içinde olsalardı‚ bir gecekondunun kişiyi bezdiren yoksulluğu dahilinde gözlerini dünyaya açsalardı‚ yeşilin yeşil olmadığı betonlara basıp büyüseler‚ denizi uzaktan seyredip ihtiyarlasa idiler‚ acaba 50 yıl önceki stad ilahları mı olurlardı‚ yoksa yeni Rıdvan‚ Tanju ve Sergenler mi? Çok düşünülecek bir soru bu...





[alıntı yap]

  jansdkaun - 27.12.2009 16:51

Şu yazıları her daim girer okurum. Okurum ki İslam Çupi´nin yazılarından feyz alayım. Biraz buruk‚ biraz şen olayım..

Işıklar içinde‚ huzurla yatasın İslam Çupi.

[alıntı yap]

  sui generis - 05.01.2010 22:56

nur içinde yat islam baba

[alıntı yap]

  kinyas - 11.01.2010 17:51

süper yazılar. tesekkürler.
arada girip okumak lazım..

[alıntı yap]

  tifozi - 26.01.2010 12:46


Mesajı Gönderen: kinyas:cLink:0410591
süper yazılar. tesekkürler.
arada girip okumak lazım..




[alıntı yap]

  Achilleus. - 21.03.2010 15:06

bu kadar mı devamı yokmu acaba ?

[alıntı yap]

  ibofb - 14.04.2010 23:36


Fakat o Galata kulesi dibi eski Yahudi kilikli eskiciye benzeyen‚ her mactan once guya Galatasarayi isitan hamamci gorevini ustlenen o Alman kondisyoner pandomimcisi devre biterken ‚ hangi top ilim ve irfanina siginarak eli ile Fenerbahce tribunlerine Bes... Bes... isareti yapiyordu.

O eli Fenerbahce lavabona sokar sonra. işte budur....İSLAM BABA.

[alıntı yap]

14 / 16