Asgari ucret 2018 yilbasindan itibaren ne kadar olmali?
Antu.com Forum Ana Sayfa

Sayın Ziyaretçimiz Hoşgeldiniz

Forumlarımıza bağlanmak için
tıklayınız


Sayın Ziyaretçimiz , Antu.com Forumlarına Hoşgeldiniz
Sayın Ziyaretçimiz , Antu.com Forumlarına Hoşgeldiniz.

Antu.com Fenerbahçe Forumlarına Ücretsiz üye olarak Dünyadaki bütün Fenerbahçelilerle , Fenerbahçeyi ve Türk Futbolunu Tartışabilirsiniz.
Antu.com Foruma Ücretsiz E-mail ile (yahoo,gmail,hotmail,msn vb.) kayıt olamazsınız. Forumlarımıza Üye olmak için tıklayın!

Yüzbinlerce başlığı ve milyonlarca mesajı okuyup cevap yazabilirsiniz.
Dünyadaki binlerce Fenerbahçeliyle Özel Mesaj yoluyla tanışıp konuşabilirsiniz.
Antu Multimedya Forumları vasıtasıyla binlerce Resim,video izleyip, size ait resimleri, videoları gönderebilirsiniz. Fenerbahçe, Türk ve dünya sporuyla ilgili golleri ve görüntüleri izleyebilirsiniz.

Bütün bu imkanlara ve daha fazlasına Forumlarımıza üye olarak sahip olabilirsiniz.


forum.antu.com - Fenerbahçe Forumları - Anket Forumu - Asgari ucret 2018 yilbasindan itibaren ne kadar olmali?

Paylaş 
Sayfa: 1.2.[3]
Oylama: "Asgari ucret 2018 yilbasindan itibaren ne kadar olmali?"
1404 ve daha asagisi 7  9,86% 
1405-1500 3  4,23% 
1501-1600 4  5,63% 
1601-1700 6  8,45% 
1701-1800 6  8,45% 
1801-1900 5  7,04% 
1901-2000 5  7,04% 
2001-2250 14  19,72% 
2251-2500 6  8,45% 
2501-3000 5  7,04% 
3001-4000 1  1,41% 
4001-5000 0  0% 
5001 ve uzeri 9  12,68% 
Toplam  71 
29.12.2017 19:17 Cuma Konu Puanı: 0

fcengiz
Asgari ucret 2018 yilbasindan itibaren ne kadar olmali?

1603 lira olarak aciklanmis‚ 199 lira artirmislar‚ sahsen benim bekledigimin cok ustunde.
Siz ne dusunuyorsunuz?


  
29.12.2017 19:19 Cuma #19

kumral26
Asgari ucret 2018 yilbasindan itibaren ne kadar olmali?


Mesajı Gönderen: kumral26:cLink:0087937



enfazla 1600 olur yazacaktım 1500 yazmışım.



vay be 3 lira ile tutturamadım

Mesaj kumral26 tarafından düzenlenmiştir...


  
31.12.2017 07:11 Pazar #20

Meloik
Asgari ucret 2018 yilbasindan itibaren ne kadar olmali?

Bu arada bu asgari ücreti eleştiriyor herkes çalışanların refah seviyesi düşük diye. Sosyal medyada sürekli Almanya‚ Hollanda‚ İngiltere vb. ülkelerdeki asgari ücretleri paylaşıyor insanlar...

Evet refah düşük ve bu normal olması gereken durum...

Neden peki?

Sadece asgari ücretli için düşük değil refah zaten.

Bugün bu ülkedeki herkes o kıyasladığımız ülkelerdeki eş değer pozisyondakilerden daha az refahta yaşıyor.

Müdür olan da‚ garson olan da‚ akademisyen olan da‚ bankacı olan da Avrupa´daki meslektaşlarının altında bir refaha sahip.

Bunun nedeni de üretmeyen bir ekonomi olmamız.

Çok karışık olmaması açısından şöyle açıklayayım;

İki ülke düşünün bunlardan biri her şeyi kendi üretiyor olsun. Diğeri de bazı malları üretiyor olsun.

Birinde üretilen mal miktarı çok olduğu için malların fiyatları düşük olacaktır. Bu da düşük ücret olsa bile refahı olumsuz etkilemeyecektir. Diğerindeyse üretilen mal miktarı az olsa bile eğer bu malların değeri yüksekse ithalatı çok olsa bile o ülke refah bir ülke olacaktır.

Özetle bu iki ülkede de refah farklı nedenlerden dolayı vardır. Zira üretime miktar olarak değil üretilen mal ve hizmetlerin parasal değeri olarak bakılır.

Şimdi biz ne durumdayız?

Biz hem miktar hem değer olarak az üretiyoruz. Değeri yüksek olan ileri teknoloji üretimimiz yok... Üstelik değeri düşük olan ürünleri de yeterince üretmiyoruz. Kaynağa sahip olsak bile çoğu ürünü ithal ediyoruz (et‚ mercimek‚ kuru yemiş ve son olarak da zeytinyağı konusu var gündemde)

Dolayısıyla üretim yetersiz yani arz yetersiz. Bu durumda talep arzdan büyük oluyor ki bu da enflasyona neden oluyor. Yani fiyatlar yükseliyor. Mallar az ama insanlar çok talep ediyor. Dolayısıyla fiyatlar yükseliyor.

O zaman ya arzı arttıracağız ya talebi azaltacağız ki fiyat artışı azalsın.

Bugün yapılan talebi azaltmak. Arzı arttırmaya yönelik bir politika yok ve zaten olsa da arzı arttırmak uzun ve zor bir iştir. Talep ise çok daha kısa sürede ve kolayca azaltılabilir. Düşük ücret zammı‚ yüksek vergiler‚ yüksek faiz vb. yöntemlerle talep hemen kısılabilir.

Ancak değinilmesi gereken bir başka konu daha var. O da halkımızın ahlaksızlığı.

Bugün bu ülkede 6 milyona yakın asgari ücretli var. Bu çok yüksek bir sayı. Avrupa´da genelde bu paraya göçmen olup dile çok hakim olmayan‚ geçici işlerde çalışan‚ bekar olan insanlar çalışıyorlar zaten. Yani Türkiye´deki gibi evli çocuklu aileler asgari ücretle çalışmıyorlar. Çünkü niteliksiz işgücü yok denecek kadar az. Niteliksiz olanlar genelde göçmenler yani herkesin yapabileceği işlerde çalışanlar onlar. İnşaatta çalışan işçi de nitelikli‚ fabrikada çalışan işçi de‚ madende çalışan da... Dolayısıyla onlar zaten asgari ücret almıyorlar bizdeki gibi. İşvereni de işçi diye verebileceği en düşük ücreti vermiyor orada...

Dahası asgari ücret aslında çok önemli de değildir. Çünkü o verilebilecek en düşük ücrettir. Asıl önemli olan medyan ücrettir. Yani ülkedeki ortalama ücretler... Bugün asgari ücretle çalışmayanlar da ortalama 2000-2500 TL arasına çalışıyorlar. Bunların önemli bir kısmı da beyaz yakalılar‚ bankacılar falan. Yani işveren asgari ücret vermese bile verdiği maaşı asgari ücrete mümkün olduğu kadar yakın tutuyor. Verebileceği en düşük ücreti veriyor. Çünkü ahlaksız işverenimiz. Çünkü çalışanını sömürüyor o da...

Peki tek suç işverende mi?

Hayır... Çalışan da kalifiye değil. Beyaz yakalıların bile önemli bir kısmı niteliksiz. Dolayısıyla işveren kolaylıkla başkasını çalıştırabiliyor‚ bu para işine gelmezse kapıda senden çok var diyor...

Peki insanımız neden niteliksiz?

Eğitim sistemi yok... Eğitim sistemimiz kötü falan değil yanlış anlaşılmasın... Bizim bir eğitim sistemimiz yok...

O nedenle bugün popülist bir şekilde hükümeti asgari ücret üzerinden eleştirmek yerine eğitim politikaları üzerinden eleştirmek gerekiyor. Üretimi arttıracak politikaları geliştirmediği hatta aksine üretimi baltalayan politikalar geliştirdiği için eleştirmek gerekiyor.

Çünkü piyasadaki mal miktarı az olduğu sürece refah artışı mümkün değildir. Ama az miktarda ama değerli ürün üretir gerisini ithal edersin ama paran çok olduğu için piyasanda çok mal olur. Ama hemen her şeyi kendin üretmeye çalışırsın piyasanda yine çok mal olur. Bir şekilde arz artmadan refah gelmez. Asgari ücreti artırsan da gelmez.

Benim daha önce yaptığım vergilerin azaltılması ve kaynağın lüks kamu harcamalarından sağlanması da kısa süreli bir çözümdür. Uzun vade için çalışmaz. Ama kısa vadede bu şekilde halka nefes aldırılabilir. O süreçte de üretim ekonomisine geçilebilir. Çok değil 10-15 yıl içinde refah devletine de dönüşülür doğru planlama ve politikalarla.

Hükümeti yanlış yerden eleştirmenin bir mantığı yok. Çünkü bu eleştirilerle yıpratsak bile yerine yeni gelen hükümet aynı eleştirilere maruz kalmamak için hiçbir işe yaramayacak olan hatta ters tepecek olan yüksek asgari ücret verebilir. Yani hükümet gitse bile halkın talepleri yanlış olduğu sürece refah artışı sağlanmaz.

Not: Asgari ücreti değerlendirirken 4 kişilik bir ailenin açlık sınırını değil‚ geçici ve nitelik gerektirmeyen işlerde çalışan genç‚ bekar insanları düşünmek gerekiyor. Küçük bir kafede çalışan 19 yaşındaki garsona asgari ücret gayet de yeterlidir. Ancak 40 yaşında evli çocuk sahibi adam öyle bir yerde zaten çalışmamalıdır. Geçerli bir mesleği olmalıdır‚ tecrübesi olmalıdır.



Mesaj Meloik tarafından düzenlenmiştir...


  
03.01.2018 04:51 Çarşamba #21

fcengiz
Asgari ucret 2018 yilbasindan itibaren ne kadar olmali?

Cok guzel yazmissin‚ zevk alarak okudum bizi bilgilendirdigin icin tesekkurler!

Asgari ucret uzerine konusurken senin meslektasin sayilabilecek bir siyasetcinin‚ goreve gelmesi halinde uygulayacagini soyledigi ekonomik modeli sorayim. Haydar Bas ismini duymusundur. Benim enistem onun partisinde belediye baskani‚ milletvekili adayi falan oluyor bazen‚ onun icin facebookumda bol miktarda propagandasina maruz kaliyorum

Milli Ekonomi Modeli ismini verdigi bu ekonomik modele gore asgari ucret en son 5000 liraydi simdi artti mi bilmiyorum. Calismayan ev hanimlarina da sirf evin islerini yaptiklari icin 1500 lira‚ cocuk basina yine ucuk bir rakam. Okuyan ogrencilere‚ evlenen insanlara vs bol keseden dagitiliyor.
Bunlarin finansmanini nasil yapacaksiniz denildiginde de soyle diyor: Ortalama bir ekonomide bir para senede 16 defa el degistiriyor. Her el degistirilisinde %10 vergisi alinsa bile bu paranin %160´i yapar‚ bu sekilde hem piyasada para doner canli olur‚ hem de devlet zarar degil kar bile yapar diyorlar.

Yukardaki yorumun gibi ekonominin kurallariyla bu iddiayi yorumlayabilir misin?

Goz atmak istersen konuyla ilgili internet siteleri de bu: http://www.milliekonomimodeli.com


  
03.01.2018 21:28 Çarşamba #22

Meloik
Asgari ucret 2018 yilbasindan itibaren ne kadar olmali?


Mesajı Gönderen: fcengiz:cLink:0087946

Cok guzel yazmissin‚ zevk alarak okudum bizi bilgilendirdigin icin tesekkurler!

Asgari ucret uzerine konusurken senin meslektasin sayilabilecek bir siyasetcinin‚ goreve gelmesi halinde uygulayacagini soyledigi ekonomik modeli sorayim. Haydar Bas ismini duymusundur. Benim enistem onun partisinde belediye baskani‚ milletvekili adayi falan oluyor bazen‚ onun icin facebookumda bol miktarda propagandasina maruz kaliyorum

Milli Ekonomi Modeli ismini verdigi bu ekonomik modele gore asgari ucret en son 5000 liraydi simdi artti mi bilmiyorum. Calismayan ev hanimlarina da sirf evin islerini yaptiklari icin 1500 lira‚ cocuk basina yine ucuk bir rakam. Okuyan ogrencilere‚ evlenen insanlara vs bol keseden dagitiliyor.
Bunlarin finansmanini nasil yapacaksiniz denildiginde de soyle diyor: Ortalama bir ekonomide bir para senede 16 defa el degistiriyor. Her el degistirilisinde %10 vergisi alinsa bile bu paranin %160´i yapar‚ bu sekilde hem piyasada para doner canli olur‚ hem de devlet zarar degil kar bile yapar diyorlar.

Yukardaki yorumun gibi ekonominin kurallariyla bu iddiayi yorumlayabilir misin?

Goz atmak istersen konuyla ilgili internet siteleri de bu: http://www.milliekonomimodeli.com



Biliyorum Haydar Baş´ı bizim market sahibi de onun partisinin taraftarı ve eski kasabım da öyle. Onlar da demişlerdi milli ekonomi modelini inceledin mi diye

Onlara verdiğim cevabı vererek başlayayım. Hayır incelemedim ve ilk defa detayını senden okuyorum. Peki neden incelemedim? Çünkü Haydar Baş denen adam sahtekar bir adam ve onun modelini ciddiye almadım inceleyecek kadar. Çünkü bu zat‚ Orta Asya´da bir üniversiteden (sanırım onun ya da ortaklığı var öyle bir şey) "profesör" unvanı satın almış biri. Sürekli de yazar kendi ve partisinin reklamlarında adının önünde "prof" diye. Böyle birinin modelini ciddiye almam. Dahası modeli çok iyi olsa bile böyle bir sahtekar iyi bir modeli bile kötüye kullanır.

Gelelim detaylarını verdiğin modele. Bu ekonominin hiçbir doğrusuyla örtüşmüyor. Zaten başta soru yanlış. "Kaynağı nereden bulacaksınız?" sorusu. Zira kaynak kolay. Merkez Bankası çoğunlukla devlete ait (hatırladığım kadarıyla %55 kadarı) ve para basma yetkisi de Merkez Bankasında. Yani Merkez Bankası basar parayı ve devlette dağıtır. O zaman da enflasyonun en şiddetlisini yaşarız. Hiperenflasyon ki geçmişte örnekleri çoktur. %1200 %1600 gören ülkeler oldu Almanya veya Kazakistan gibi.

Para her döndüğünde evet bir katma değer yaratır ki bundan alınan verginin adı kdv yani katma değer vergisi. Ancak devletin aldığı vergi bütçeye gider. Devletin kamu için harcadığı paralar da yani kamu harcamaları da bütçeden gider. Biri artı diğeri eksi kalemdir. Yani gelir gider. Devletin geliri giderinden fazla olunca bütçe fazlası‚ tersi durumda bütçe açığı oluşur. Eşitlik durumundaysa bütçe dengesi oluşur.

IMF başta olmak üzere pek çok uluslararası kurum‚ sürekli "mali disiplin" der durur. Bunun anlamı bütçe açığı vermemektir. Türkiye´deki yüksek vergilerin nedeni de bu esasında. Bütçe açığı vermek çok mu tehlikelidir? Kısmen ya da duruma göre. Ülkesine veya ekonomisine göre değişir. Türkiye açısından evet çok tehlikelidir. Çünkü bütçe açığı verildiğinde devlet bunu merkez bankasının para basmasıyla karşılama yoluna gidebilir. Bu da para arzını arttırır ve enflasyon yaratır. Enflasyon da uzun süreç içinde (hiperenflasyon hariç) ekonomik dengeleri bozar.


Ayrıca Türkiye zaten hali hazırda cari açık veriyor yani ülkemize giren dövizden çok çıkan döviz var. Bir de bütçe açığı olursa bunun adı ikiz açık olur ve bütün dünyada bu kriz için kırmızı alarm demektir.

Ekonomi belli başlı bazı dengeler üzerine kuruludur. Her hamle bir başka dengeyi değiştirir. Düşüncesizce yapılacak en ufak hareket başka yerden bir sürü başka maliyet çıkarır. Ancak Haydar Baş´ın dediği gibi bol keseden para dağıtarak bu kadar yüzeysel ve basit bir şekilde ekonomi yönetilemez.

Tekrar başa dönelim. Haydar Baş´ın savunduğu gibi para çok döndüğü için kdv alınsa ne işe yarar? Alınan kdv ile en fazla devlet kendi açığını kapatabilir ki bu da imkansız aslında. Peki ya özel sektör? Oradaki asgari ücreti devlet vermiyor ki... Böyle bir ücret artışı sonrasında kaç firma kapanır‚ ne kadar işçi çıkarılır? İşsizlik çok aşırı yükselir. En sonunda da artan ücretlere paralel olarak fiyatlar da yükselir daha önce söylediğim gibi. Elimizde bol sıfırlı TL´ler kalır sadece. Refah artışı olmaz. Ancak denge kendi kendine yine yerine oturana kadar doğrudan yabancı yatırımlar da kaçar. Çünkü adamlar zaten ucuz işgücü için burada yatırım yapıyorlar çoğunlukla. Bunu ellerinden alınca‚ burada fabrika işletmenin bir anlamı kalmaz. Ücret yükselişine paralel olarak verimlilik artışı sağlanırsa o başka tabi. O da uzun vadede iyi bir eğitim sistemiyle olur ancak.

Kısacası bu çözüm önerilerinin hiçbiri çözüm değil. Temelden doğruları yapmak gerekiyor. Planlı ekonomi‚ özerk ve kurumsallaşmış kurumlar‚ kaliteli eğitim sistemi. Bunlar olmadan üretim artmaz ve sorunlar gerçek anlamda çözülemez.


  
Paylaş 
Sayfa: 1.2.[3]